Temel Bilgi Teknolojileri 2 Online Test


BİLGİSAYAR TÜRLERİ
Sunucu bilgisayarlar, masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar, tabletler ve avuç içi bilgisayarlar olmak suretiyle gruplanır. Bu bölümde bu bilgisayar türlerine ilişik bazı temel ayrıntılara yer verilecektir.

Sunucu Bilgisayarlar
Sunucu bilgisayarları düzgüsel bilgisayarlardan ayıran en mühim iki özellik donanım ve yazılımlarıdır. Büyük oranda veri işleyen ve aktaran bilgisayarlardır.kuvvetli bir donanıma sahiptirler Minik çaplı işler için herhangi bir dizüstü ya da masaüstü bilgisayarda sunucu olarak kullanılabilir.
Sunucu bilgisayardan informasyon alışverişi meydana getiren bilgisayarlar “istemci” olarak adlandırılır. Çoğunlukla kişisel bilgisayarların aksine bir soğutucu ve güç deposu bulunan bir odada muhafaza edilirler ve bu bilgisayarlara fizyolojik erişimler kısıtlanmıştır.

Sunucularda kullanılan yazılımlar da kişisel bilgisayarlardan farklıdır. Temel giriş-çıkış işlemleri düzgüsel bir bilgisayarla aynıyken sunucu amaçlı işletim sistemleri daha büyük kapasiteli donanımları çalıştıracak halde tasarlanır.İnternet üstünden alışveriş meydana getirilen sitelere ilişik veri tabanları, bankacılık ya da e-posta hizmeti veren Gmail, Yahoo benzer biçimde servisler veri tabanı sunucu programlarına gerekseme duyarlar. Gene Web sunucuları da yalnız belirli bir web sitesine ilişik (kimi zaman birden fazla da olabilir) dosya ve verilerin saklanması ve istemcilere ulaştırılması hizmetini verirler.

Masaüstü Bilgisayarlar
Ekran, kasa ve öteki çevre birimlerden oluşan masaüstü bilgisayarların geçmişi 30 yıldan fazla bir süreyi kapsar. Masaüstü bilgisayarlar ilk başlarda büyük tüplü ekranlarla kullanılırken şimdi çoğunlukla büyük düz ekranlara (LCD) geçilmiştir.kullanıcılardan hâlâ büyük talep görmektedir. Bunun en mühim sebebi, ilk olarak fiyat olarak benzer donanımlı dizüstü bilgisayarlardan daha uygun olması, parça değişiminin kolayca yapılabilmesi, kullananların kendi tercihlerine bakılırsa parçaları birleştirilebilmesi ve bu biçimde kapasitesinin ihtiyaca gore arttırılıp daha uzun süre kullanılabilmesidir.

Ek olarak, oyun oynamak ya da 3 boyutlu tasarım yapmak benzer biçimde yoğun işlemci kullanımı gerektiren programları kullanan kişilerin gereksinimlerini karşılamak bakımından da masaüstü bilgisayarlar tercih edilmektedir. Zira bu tür kullanımlarda bilgisayarlar oldukça ısınır ve iyi bir soğutma sistemine ihtiyaçduyarlar. Masaüstü bilgisayarlar dizüstü bilgisayarlara nazaran oldukca daha iyi bir soğutma sistemine sahiptirler.

Dizüstü Bilgisayarlar (Laptop, Notebook)
Mesela, günümüzde dizüstü bilgisayarlarda disket sürücüler nerede ise asla kullanılmamaktadır.Bu donanım eksiklikleri hem dizüstü bilgisayarların boyutlarının minik olmasından hem de değişik veri aktarma araçları kullanılmasından dolayıdır. Bugün her dizüstü bilgisayarda kablosuz ağ ve bluetooth bağlantı araçları mevcuttur

Netbooklar
Sık gezi eden kullanıcılar tarafınca tercih edilmektedir. Dizüstü ve masaüstü bilgisayarlarla aynı işletim sistemlerini kullanabilen netbookların en mühim özellikleri ekran boyutlarının 7 ile 11 inç içinde minik boyutlu olması, anakartla bütünleşik ve düşük düzeyde enerji harcayan atom işlemcilere haiz olması ve ekran boyutu sebebiyle pil ömrünün düzgüsel dizüstü bilgisayara gore uzun olmasıdır. CD/DVD sürücüleri de bulunmamaktadır. Çoğu zaman web’e girmek, ofis programlarını kullanmak ve sunum yapmak için idealdirler

Tablet Bilgisayarlar
Haricî bir klavye olmadığından tabletlerde yalnız bir ekran bulunur. Dokunmatik ekranlı cep telefonları da bir tür tablet bilgisayar olarak tanımlanabilir. Tablet bilgisarlarda masaüstü yada dizüstü bilgisayarlarda kullanılan işletim sistemleri kullanılmaz. Cep telefonlarının kullandığı Android şeklinde işletim sistemleri kullanılabilir. Ilk olarak video seyretmek, müzik dinlemek, oyun oynamak, e-kitap okumak ve web’i kullanmak isteyen kişiler tarafınca tercih edilir. Tabletler dizüstü bilgisayarlara nazaran oldukca daha azca kapasiteli ve yavaştırlar. Tablet bilgisayarlarda, netbooklardaki benzer biçimde CD/DVD sürücüde bulunmaz.

Akıllı Telefonlar
Hareket hâlinde bilgisayar kullanmak avuç içi bilgisayarlar piyasaya sürülmüştür. Türkçe “kişisel dijital asistan” anlamına gelen PDA olarak da malum bu cihazlar, buluşma oluşturmak, telefon ve e-posta adreslerini tutmak, kolay oyunları oynamak şeklinde kişisel işlemler için kullanılıyordu .Akıllı cep telefonları avuç içi bilgisayarların yapmış olduğu tüm işlemleri yapabildiğinden avuç içi bilgisayarlara olan talep azalmıştır. Akıllı telefonlar iletişime görsellik katarken bununla birlikte kullananların 3G web’e bağlanmalarını, video izlemelerini, oyun oynamalarını sağlar.

BiLGiSAYARI OLUŞTURAN TEMEL DONANIM PARÇALARI

Anakart
Bilgisayarın tüm donanımları anakart üstünden birbiri ile yazışma sağlar. Anakartlar hem bu donanımları üstünde barındırır hem de aralarında bir köprü görevi görür. İşlemci yuvası, RAM hafıza takılması için DRAM yuvası, ses, ekran, video kartları için PCI slotları anakart üzerindedir ve bu donanımlar direkt anakarta takılırlar. Anakarta güç kaynağından gelen elektrik akımı buradan adı geçen donanımlara ulaşır.

Bunun haricinde, anakarta takılı olmayıp veri kablosu ile anakarta bağlantısı olan durağan(durgun) disk ve CD/DVD-ROM benzer biçimde donanımlar vardır. Bu depolama aygıtlarının veri kabloları IDE bağlantı yuvasına takılırlar. Bunlar elektrik akımını direkt güç kaynağından alırlar.Kasanın önünde yanan ışıklar, açma-kapama, tekrardan başlatma düğmeleri ve USB girişleri kablolar yardımıyla anakarta bağlıdır, ek olarak anakartın üstünde USB girişleri de mevcuttur.

Anakartlar, üstünde BIOS ve BIOS pili denilen bileşenleri barındırır.BIOS bilgisayarın durağan(durgun) hafızasıdır.Pil ile bu hafızadaki varsayılan ayarlar ve saat bilgisi devamlı güncel tutulur. Bu hafızada bilgisayar ilk açıldığında ne yapılacağı bilgisi bulunur. Açılışın hangi donanım üstünden yapılacağı buradan yapılır. Açma düğmesine bastığımızda işlemci anakartın sağlamış olduğu BIOS sistemi ile çalışmaya adım atar. Bilgisayarda bundan ilkin çalışan bir sistem yoktur.Hemen sonra BIOS’taki bilgiye nazaran açılışa devam edilir.

İşlemci
İşlemciler, anakart üstünde devamlı olarak donanımlardan veri sinyali alan ve veren bir konumdadır. Verileri bu donanımlardan alıp işledikten sonrasında yazmak için durağan(durgun) diske, ses bilgisi olarak ses kartına, görüntü olarak ekran kartına verileri gönderir.İşlemcinin temel ögeleri çekirdek, denetim birimi, veri yolları ve ön bellektir.Ön hafıza işlemcinin kendine ilişkin RAM belleği olarak düşünülebilir. İşlenmiş bir veri yine RAM belleğe gönderilse de bu verilere işlemci hemen sonra gene gerekseme duyabilir, bu sırada veriyi yine RAM’dan almak vakit gerektirdiğinden bunun yerine bu veriler işlemcinin ön belleğinde saklanır. Çekirdek, aritmetik işlem birimi (ALU), kaydediciler ve sayaçları kapsar.

Burada temel matematiksel işlemlerden türemiş binlerce işlem ve komut işlenmektedir. Çekirdek hızı, işlemcinin hızını belirleyen en mühim etkendir. Denetim birimi komutların çözümlendiği kısımdır. Veri yolları hem işlemcinin içinde hem de işlemci ile anakarttaki öteki birimler arasındaki iletişimi elde eden iletken yolları ifade eder. İşlemcide veri yolu 32 bit, 64 bit yada 128 bit benzer biçimde birimlerle anlatılır

RAM Hafıza
RAM hafıza, verilerin bilgisayar açık olduğu ve gereksinim duyulduğu sürece tutulduğu hafıza birimidir Dosyalar kapandığında durağan(durgun) diske kaydedilir ve çalışacak öteki dosyalara yer açmak için RAM bellekten silinirler. RAM belleğin kapasitesi bayt cinsinden anlatılır.

ROM Hafıza
ROM hafıza ise kullanıcı tarafınca da değiştirilemeyen ve üstünden veri silinemeyen bir hafıza türüdür. Bu hafıza bilgisayarın ilk açılışında lüzumlu olan detayları üstünde barındırır. Bilgisayar ilk açılırken ROM’un görevi tüm komutları denetlemek, CMOS yardımıyla BIOS’u açmak, BIOS komutlarını yerine getirmek ve son olarak işletim sistemini açmayı elde eden komutları yerine getirmektir. Kullanıcılar hiçbir halde ROM belleğin içeriğini değiştiremez.

Durağan(durgun) Disk
Verilerin kalıcı olarak saklandığı birime durağan(durgun) disk (harddisk) denir. İşletim sistemi ve bilgisayarda kullanılan programlar durağan(durgun) disk üstünde kuruludur. Durağan(durgun) diskler manyetik yüzeylerden oluşur ve veriler bu ince yüzeylerin üstüne elektronik olarak yazılır. Yüzey sayısı arttıkça durağan(durgun) disk kapasitesi de artar. Disklerin aslolan malzemesi
manyetik özelliği olmayan cam yada alüminyum şeklinde malzemelerken yüzeyi manyetik özellikli araç-gereç ile kaplanr. Durağan(durgun) disk üstüne yazma mıknatıslanma yöntemiyle olur.

Diskler ortalarında geçen bir mille birbirlerine bağlıdırlar, bu mil tüm diskleri aynı anda aynı hızda döndürür. Disklerin yüzeyine fazlaca yakın konumda okuma/ yazma kafaları bulur ve bu kafalar disklerin yarıçapları süresince devamlı hareket eder. Disklerin dönüşü ve okuma/yazma kafalarının hızı birleştiğinde durağan(durgun) diske data yazma ve okuma hızı oldukça arar Her diskin üstünde sektörler bulunur. FAT ya da NTFS yardımıyla bir bilginin durağan(durgun) diskin neresinde yazılı olduğu bulunur. Durağan(durgun) diskte tüm okuma/yazma kafaları aynı halde hareket eder. Bu karşılıklı izlerin hepsine silindir denir. Durağan(durgun) diskler veriyi IDE ya da SATA standardına nazaran anakarta gönderir

Durağan(durgun) disk seçilirken dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan iki unsur kapasitesi ve devir sayısıdır. Devir sayısı ise dakika başına dönüş hızını belirtir mesela, 7200 RPM (rotation per minute)’lik bir durağan(durgun) disk 1 dakikada 7200 dönüş yapar.

Ekran Kartı
Ekran kartları programların işlemciden gelen görüntü verilerini işleyerek ekrana gönderen donanımlardır. Ekran kartlarının kendilerine özgü anakartları bulunur, bu kart bilgisayarın anakartından veri ve enerji girişini sağlar ek olarak üstünde ekran kartına bağlantı sağlamak için yuvalar bulunur.Ekran kartları kendine özgü bir işlemci ile geçici bir belleğe haizdir.İşlemci grafiklerle ilgili tüm hesaplamaları ve işlemleri gerçekleştirir, böylece
bilgisayarın işlemcisine herhangi bir yük getirilmemiş olur.

Kartın geçici belleği ise görüntülerle ilgili detayları geçici olarak depolar. İşlemci ile hafıza içinde bir kerede aktarılan informasyon miktarı ekran kartının hızını belirler.Ekran kartları 3 boyutlu program ve oyun oynayan kullanıcılar için oldukca önemlidir.Oyun oynayan kullanıcılar çoğu zaman 256 megabayt ve daha üstü ekran kartlarını tercih ederler. Ekran kartlarında görüntüleri dijitalden analog formata çeviren ve buradan ekrana gönderen bir çevirici bulunur. Bu görüntülerin dönüştürülme ve aktarılma hızı, ekranın tazelenme hızını belirler. Mesela, ekran tazeleme hızı 60 hertz olduğunda bu ekranın saniyede 60 kez yenilendiği anlamına gelir.

Çözünürlük belirli bir ekranda görülebilecek px sayısını ifade eder. Px arttıkça görüntü kalitesi de artar. Ekran kartının değişik çıkışları bulunur. Bunlar CRT ekranlar ve projektörler için VGA çıkış, dijital cihazlar ve LCD ekranlar için DVI-OUT ve yeni nesil tv, video , DVD şeklinde cihazların bağlanması için HDMI çıkışdır.

Öteki İç Donanım Kartları
Bilgisayarlarda anakart üstündeki slot ve yuvalar izin verdiği müddetçe birçok ek kart bağlanabilir. Mesela ses kartı, fax/modem, ethernet kartı ve TV kartı benzer biçimde.Ses kartları dışardan almış olduğu analog sesleri dijital hâle getiren (mesela mikrofondan ses kaydı benzer biçimde) ve dijital ortamdaki sesi analoga (ses dosyasının hoparlörden duyulur hâle gelmesi şeklinde) çeviren birimdir. Ses kartında çoğu zaman iki giriş ve üç çıkış yuvası mevcuttur (ses kartının anakarttan ayrı olmadığı durumlarda anakart üstünde bir tek 3 yuva bulunmaktadır). Yeşil renkli yuva bilgisayardaki sesin hoparlöre aktarılmasını, kırmızı yuva mikrofondaki sesin bilgisayara aktarılmasını, mavi yuva mp3 çalar ya da kasetçalar benzer biçimde cihazlardan direkt bilgisayara ses aktarılmasını sağlar.

Bilgisayara birkaç tane hoparlör bağlanmak suretiyle 3 boyutlu bir ses sistemi kurulmak istendiğinde ise sarı uca ön, siyah uca ise arka hoparlör bağlanır. Ses kartlarında en mühim özellik frekans değeridir. Frekans bir sinyalin bir saniyede yapmış olduğu titreşim sayısını ifade eder. Bilhassa ses kayıt işleminde frekans aralığı ne kadar geniş olursa ses o denli kaliteli olarak kaydedilebilir. Zira böylelikle gerçek ses kaynaklarının sesine daha yakın frekansları bulmak kolaylaşır. Ses kartının standardını artıran öteki bir unsur da örnekleme bit sayısıdır.

Örnekleme bilgisayarda analog sinyalin dijital sinyale dönüştürülmesine verilen addır ve örnekleme bit sayısı arttıkça ses kaydının kalitesi artar. Fax/modem ve ethernet kartları web’e bağlanmak için ihtiyaç duyulan veri akışını gerçekleştirir. Fax/modem kartları evde web bağlantısı için kullanılır. Modemler telefon hattına bağlanırlar ve bu hattan gelen analog sinyalleri dijital verilere ve bilgisayardaki dijital verileri telefon hatlarından gönderilmek suretiyle analog sinyallere çevirirler.

Ethernet kartı bilgisayarın bir bilgisayar ağına süratli bir halde bağlanmasını sağlar. Ethernet kartının görevi paketler hâlinde gelen sinyalleri çözümlemek ve gönderilmek suretiyle olan sinyalleri ağ üstünden gönderilebilecek paketlere dönüştürmektir. Birçok yerde ağa bağlanan bir bilgisayar hem de web’e de bağlanmaktadır.
Ethernet kartı kendine özgü RJ-45 denilen bir kablo ile ağa bağlantı sağlamaktadır. Ağ üstünden data alışverişindeher ethernet kartı için değişik olan MAC adresi denilen bir adres kullanılır.

TV kartları bilgisayardan düzgüsel tv yayınlarını izlemeyi sağlar. TV kartınınüzerinde radyo ve TV için anten girişleri, ses kartı bağlantı yuvası ve uzaktan kumanda için alıcının takılacağı yuva mevcuttur

Bilgi: ” Bilgisayarın anakartına herhangi bir kart takılmak istendiğinde anakarta giden enerji kesilmeli, kullanıcı kendisini statik elektrikten arındırmalı ve anakart ile takılacak kartın üstünde statik elektrik olup olmadığından güvenli olunmalıdır. Aksi takdirde takılacak kartın ve anakartın zarar görmesi durumu söz mevzusudur. “

Güç Deposu
Güç deposu bilgisayardaki tüm donanımlara direkt ya da anakart üstünden
enerji sağlar. Bu aygıt kent şebekesinden gelen elektriği doğrusal akıma çevirir ve uygun voltaj ile donanımlara ulaştırır. Bilgisayarda bulunan iç ve dış donanımın sayısına nazaran güç deposu seçilmelidir.

GİRİŞ BİRİMLERİ
Klavye
Klavye, üstünde harfleri, sayıları, işaretleri, hususi fonksiyon ve imleç denetim tuşlarını barındıran bir aygıttır. Harf dizilimleri değişik olan ve adını bu dizilime başladığı harften alan Q klavye ve F klavye olarak adlandırdığımız iki tip klavye mevcuttur. F klavye daktilo ile aynı harf dizilimine haizdir ve Türkçe kelime yapısına en uygun klavye türüdür. F klavyenin Türkçe dilinin yapısına en uygun klavye olmasının ana sebebi Türkçede sık kullanılan harflerin rahat kullanabileceğimiz parmakların altında olmasındadır

Fare (Mouse)
Fare, ekranda beliren imleci üstünde bulunan algılayıcıları yardımıyla denetim etmeye yarayan bir araçtır. Farenin üstündeki tuşlar yardımı ile kullanıcı işaretleme,seçme, sürükleme ve çalıştırma işlemlerini gerçekleştirebilir. Farenin mekanik ve optik türleri kullanılmaktadır. Mekanik fare düz ve pürüzsüz bir kullanım alanına gereksinim duyarken optik modelleri çoğu zaman her türlü ortamda daha rahat kullanım imkânı sunmaktadır. Fare, bilgisayara kablolu yada kablosuz olarak (kızılötesi, bluetooth, radyo dalgaları aracılığı ile) bağlanabilmektedir

Mikrofon
Mikrofon, ses dalgalarını elektrik sinyallerine çevirerek sesin sayısal ortama aktarılmasını elde eden bir aygıttır. Bu aygıt aracılığı ile bilgisayar ortamında ses kaydı yapılabilir. Mikrofon, uygun yazılımlar ve web aracılığı ile sesli görüşme yapmak için yaygın olarak kullanılmaktadır.

İnternet Kamerası (WebCam)
İnternet üstünden görüntünün çeşitli programlar vasıtasıyla çoğu zaman gerçek zamanlı olarak, paylaşılmasını elde eden sayısal kameradır. Bu kameralar günümüzde dizüstü bilgisayarların ekranlarına yerleşik olarak gelmektedir. Haricî olarak da bulunan bu aygıt, bilgisayara USB portundan bağlanır. Lüzumlu yazılımlar aracılığı ile web ortamında görüntülü konuşma yapabilmek için kullanılır. Kullanıcının ya da istenilen her şeyin görüntüsünü eş zamanlı olarak karşı bilgisayara aktarmak için görüntü soruşturma görevini üstlenmektedir

Oyun Çubuğu (Joystick)
Joystick, bilgisayar oyunlarında kontrolü sağlamak için kullanılan bir aygıttır. Bu aygıt ile oyunu yönlendirmenin yanı sıra, üstüne yerleştirilmiş hususi tuşlara bilgisayar oyunu içinde gereksinim duyulabilecek hususi kontroller atanabilmektedir. Kablolu ve kablosuz türleri mevcuttur. Oyun denetim teknolojisindeki süratli gelişmeler,kısa sürede joysticklerin yerini gövde hareketlerini algılayabilen hususi aygıtların alacağı sinyalini vermektedir.

Barkod Okuyucu
Barkod okuyucular, siyah ve beyaz çizgileri algılayıp onları elektronik ortamda sayısal verilere dönüştürebilen aygıtlardır. Günümüzde, ticari olarak satılan her ürünün kendisine özgü tanımlanmış eşi olmayan bir kodu vardır. Bu kod siyah ve beyaz çizgiler ile barkod okuyucuların algılayabileceği halde ürün etiketine yazılır. Barkod okuyucular yardımıyla ürünlerin sisteme tanıtılması fazlaca daha süratli, seri ve doğru bir halde gerçekleştirilmiş olur. Bilgisayara birçok porttan bağlanabilen yada kablosuz kontakt kurabilen türleri mevcuttur.

Grafik Tablet
El ile yapabildiğimiz çizimlerin eş zamanlı olarak sayısal ortama geçmesini elde eden hususi bir çizim tableti ve bu ortama duyarlı bir kalem ile çalıflan bir sistemdir. Tazyik duyarlı kalemi yardımıyla çizgi kalınlığı kontrolü sağlanabilmektedir. Bu tabletler hususi grafik programları tarafındanda desteklenirler. Tv ekranlarında ya da bilgisayar oyunlarında gördüğümüz karakterler çoğu zaman bu cihazlar ile fotoğraf kabiliyeti olan kişiler tarafınca çizilerek sayısal ortama aktarılırlar. Sayısal ortama aktarılan bu çizimlere ondan sonra animasyon programları yardımıyla hareket ve renklilik katılır.

Tarayıcı (Scanner)
Tarayıcı, düz bir yüzeye basılmış görseli yada yazıyı elektronik ortama aktarmaya yarayan bir araçtır. Işığa duyarlı sensörleri yardımı ile içine yerleştirilen belgenin her noktasını tarayarak sayısal hâle dönüştürür ve bu sayede belge bilgisayar ortamında görüntülenebilir, kaydedilebilir. Tarayıcılar kullanılırken bilinmesi ihtiyaç duyulan en mühim nokta çözünürlük ayarıdır. Bu ayar yüksek değerlere getirilerek bilgisayar ortamında görüntü kalitesi daha iyi olur. Çözünürlüğü artırılması ile dosya boyutu artar

ÇIKIŞ BİRİMLERİ
Ekran
Ekran, bilgisayar taraf›ndan gerçeklefltirilen ifllemlerin takip edeni ve kontrolü için, ekran kartı yardımı ile üretilen elektronik görüntü sinyallerini çıplak gözle görülebilecek hâle çeviren bir aygıttır. CRT, LCD olmak suretiyle değişik türleri mevcuttur. Günümüzde, CRT ekranlar kullanımdan kalkmış yerini LCD ekranlara bırakmıştır. Vizyonun boyutu köşegen ölçümü ile hesaplanmakta ve çoğu zaman inç ölçü birimi ile verilmektedir (15inç, 17 inç benzer biçimde). Bir inç ortalama 2.54 santimetre’dir. Şu demek oluyor ki 17 inçlik bir ekranın köşegen uzunluğu ortalama 43 santimetre’dir. Masaüstü bilgisayarlarda çoğu zaman 17 inçtir. Ayrıntının mühim olduğu grafik tasarımı, plan, proje çizimi benzer biçimde işlerde daha büyük ekran tercih edilmelidir.

Yazıcı (Printer)
Yazıcı, bilgisayara paralel yada USB çıkışından bağlanan ve bilgisayar tarafınca gönderilen elektronik verileri bir kağıt üstüne toner ya da kartuş yardımı ile yazabilen bir aygıttır. Nokta vuruşlu, mürekkep püskürtmeli ve lazer başta olmak suretiyle çeşitli yazıcı türleri mevcuttur. Bireysel kullanıcılar için yazıcının çıktı kalitesi ve dakikada basmış olduğu sayfa sayısı dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan mühim faktörlerdir. Öteki bir husus da kullandığı mürekkep miktarı ve mürekkep fiyatıdır.

Hoparlör
Hoparlör, bilgisayar üstündeki ses kartı çıkışına bağlanan ve elektrik akımındaki değişimleri ses dalgalarına çevirebilen bir aygıttır. USB çıkışından bağlanan modelleri de mevcuttur. Temel olarak üstünde açma-kapama düğmesi ve ses ayar düğmesi yer alır.

DEPOLAMA BİRİMLERİ
Taşınabilir Diskler
Veri depolamak ve bu veriyi bununla beraber taşıyabilmek için geliştirilmiş donanımlara taşınabilir diskler denir. Genel olarak durağan sürücüler (Solid-State Drives – SSD) ve Haricî Durağan(durgun) Disk sürücüleri (Hard Disk Drives – HDD) olmak suretiyle iki çeşit haricî disk bulunur. Bu diskler bilgisayara USB, FireWire, e SATA şeklinde portlardan bağlanarak veri alışverişini sağlarlar.

Durağan Sürücüler (Solid State Drivers- SSD)
Durağan sürücüler SSD’ler HDD’lere gore veri aktarımında oldukca daha süratli olsa da tutarları aynı kapasitedeki haricî durağan(durgun) disk sürücülere nazaran 2-3 kat daha yüksektir. SSD’ler içinde hareket eden parçası bulunmayan, tamamen elektronik bir sistemden oluşan aygıtlardır. HDD’ler ise içinde hareket eden okuma/yazma kafası ve dönen diskleri olan mekanik bir aksama haizdir. Flash hafıza (Flash Memory ya da Memory Stick) taşınabilir depolama birimleri, aslen bir SSD depolama birimidir. Boyutlarının küçüktür ve süratli veri aktarılabilir. piyasada çoğu zaman 4, 8, 16 ve 32 GB kapasitelerinde USB bellekler bulmak mümkündür

Haricî Durağan(durgun) Diskler (Hard Disk Drivers – HDD)
Taşınabilir disk de denilen boyutları ve kapasiteleri USB belleklere bakılırsa oldukça daha büyük olan içlerine durağan(durgun) disklerin yerleştirildiği haricî durağan(durgun) diskler günümüzde yoğunlukla kullanılır. Haricî diskler USB belleklerden boyut ve ağırlık olarak daha büyüktür. Piyasada çoğu zaman 250, 500 GB, ya da 1, 2 TB kapasitelerinde haricî durağan(durgun) diskler bulmak mümkündür. haricî diskler 2,5 ve 3,5 inç olarak iki boyutta piyasada bulunur.

CD-DVD
Optik teknoloji ile okunabilen ve yazma yapabilen sürücülerdir. CD maksimum 650-700 Mb veri depolama kapasitesine haizdir. DVD ROM’lar, CD ROM ların daha gelişmişi sayılır ve kapasiteleri CD’nin 6-7 kat fazlası olabilir. Bir DVD için en oldukça kullanılan kapasite ölçüsü 4.7 GB’dır. CD ve DVD ROM’lara veriler bir kere yazılabilirken CD-RW ve DVD-RW üstüne birden fazla kez veri yazılabilmektedir. Ek olarak CD-ROM’da DVD’ler çalıştırılamazken DVD-ROM’da CD’ler çalıştırılabilir.

SIK KARŞILAŞILAN DONANIM HATALARI VE ÇÖZÜMLEME
Sorunların çözümünde bilgisayar donanımını iyi tanımak ilk adımdır.Oldukça daha karmaşık ve teknik sorunlarla karşılaşıldığında bu tarz şeyleri çözmek için uğraşmak yerine bir uzman desteği alınması gerekmektedir.

Bilgisayarlar ile ilgili Genel Problemler ve Çözümleri
Bilgisayarlar pek oldukça teknolojik parçanın bir araya gelmesi ile çalışır. Bu parçaların sıhhatli emek harcaması için ilk olarak uygun ortam koşullarında bulunmaları gerekir.Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar elektrik akımı ile çalıştığından ortama ısı yayarlar.İşlemci ve öteki parçaların soğutulması için bilgisayarın içindeki fan devamlı olarak hava akışı sağlar.

Eğer bilgisayarınız durup dururken kapanıyorsa bunun sebebi fazlaca fazla ısınması olabilir. Dizüstü bilgisayarda aşırı ısınmayı idrak etmek kolay masaüstü bilgisayarda zor olsa gerek. Bilgisayarın vantilatörünün çalışıp çalışmadığı elle ve gözle denetim edilmelidir. Tozlu ortamlarda hem serinletici hem de bilgisayar parçaları tozla kaplanıp ısınmaya niçin olabilir. Bilhassa işlemcinin fanı denetim edilmelidir, eğer fan bir halde toz ile tıkanmışsa hava üfleyen bazı hususi cihazlarla temizlenmelidir. Dizüstü bilgisayarların soğutulması zor olduğundan kucağınızda kullanılmaması önerilir.

Bilgisayarlar kullandıktan sonrasında doğru halde kapatılmalıdır.Muntazam kapatmayan bir bilgisayarı sonrasında açmak istediğinizde mesele yaşayabilir hatta tüm bilgilerinizi kaybedebilirsiniz. En güvenli kapatma yöntemi Başlat tuşunu kullanarak Bilgisayarı Kapat (Shutdown) seçeneğini kullanmaktır

Fazlaca nadiren de olsa kimi zaman bilgisayarınz donabilir. Bu şekilde durumlarda ilk olarak 5-6 dakika beklenmeli, durumda bir değişim yoksa Esc (Escape), Ctrl-C ya da Windows tuşlarına basıp bir tepki alınıp alınmadığı gözlemlenmelidir. Bunlardan bir netice alınmazsa Ctrl-Alt-Delete tuşlarına aynı anda basılıp bilgisayarın Vazife Yöneticisi açılmaya çalışılır. Vazife yöneticisinde o anda bilgisayarın belleğinin ne kadar miktarının kullanıldığı, çalışan ve yanıt vermeyen durumdaki programlar görülebilir. Burada kilitlenmiş program sonlandırıldığında bilgisayar çalışır hâle getirilir. Eğer vazife yöneticisi de başlatılamıyorsa ve bilgisayar yanıt vermiyorsa yapılacak son işlem bilgisayarı tamamen kapatıp açmaktır. Bilgisayar yine açıldığında doğru halde kapatılmadığına dair bir uyarı mesajı verir. Sistemin düzgüsel biçimde açılması seçeneği seçilerek sistem başlatılır. Bilgisayarın değişik parçalarında oluşan sorunların çözümü için devamlı Denetim Masası kullanılır

Kablolu Ağa Bağlanma ile ilgili Problemler ve Çözümleri
Ara sıra kablolu bağlantıda problemler yaşanabilir. Bu sorunların en başta geleni, ağ bağlantı kablosunun bilgisayara girmiş olduğu yerden gevşeyerek çıkması ya da kablonun zarar görmesidir. Normalde web’e sorunsuz bağlandığınız bilgisayarınız eğer birden bire çalışmamaya başlamışsa bunun sebebi kablo problemi olabilir. Bilgisayarınızın arkasında yer edinen ağ bağlantı noktasını denetim edip, ışıkların rengi denetim edilmelidir. Kırmızı
renkli ışık bir problem bulunduğunu, yanıp sönen yeşil ışık ana birim ile bağlantının kurulu bulunduğunu gösterir. kabloyu çıkarıp takarak bir temassızlık olup olmadığı gözlenmelidir. Probleminin sebebi buysa kırmızı renkli ışık yeşil renge dönüşecektir.

Eğer hâlen bağlantı problemi devam ediyorsa, Denetim Masası üstünden “Ağ Bağlantıları” seçeneği seçilerek kablolu ağ bağlantısı denetim edilmelidir. Ethernet kartının servis dışı olup olmadığı denetim edilmelidir ,eğer servis dışı ise “Mahalli Ağ bağlantısı” simgesinin üstünde sağ tıklayıp “Etkinleştir” seçeneği seçilmelidir. Bunun haricinde öteki bir problem web servis sağlayıcısından meydana gelen bir sorun olabilir. Bu durumda kullanıcının müdahale etme şansı yoktur.

Kablosuz Ağa Bağlanma ile ilgili Problemler ve Çözümleri
Kablosuz ağ bağlantısını etkin hâle getirmek için dizüstü bilgisayarlarda bir düğme ya da tuş bulunmaktadır. Bir dizüstü bilgisayarın bağlantı problemi yaşaması durumunda ilk denetim edilmesi ihtiyaç duyulan nokta burası olmalıdır. Kablosuz ağ bağlantısındaki mesele kullanıcının bazı prosedürleri yanlış uyguluyor olmasından da kaynaklanabilir. Mesela, düzgüsel ağ bağlantısında olduğu benzer biçimde kablosuz bağlantının servis dışı bırakılması, kablosuz bağlantı şifresinin girilmemiş olması ya da yanlış girilmesi benzer biçimde. Ekranın sağ alt köşesinde yer edinen kablosuz ağ çekim gücü göstergesi ile çekim enerjisini denetlemek mümkündür

Klavye ile ilgili Problemler ve Çözümleri
Genel anlamda klavyeler fazlaca problem yaratan birimler değildir sadece nadiren de olsa mesele çıkartabilirler. Bilgisayara pek oldukça aygıt USB çıkışlarından bağlandığı için bu bir problem yaratmış olabilir. En kolay kontrol etme yöntemi klavyeyi bağlı olduğu USB çıkışından çıkartıp başka bir USB çıkışına bağlamaktır. Klavye USB girişine takıldığında Num Lock ya da Caps Lock ışıkları yanıyor ise klavyenin çalmış olduğu anlaşılır.

Klavyenin üstüne bir sıvı dökülmesi ya da kirlenmesi sonucu tuşların çalışmaz hâle gelmesi oldukça sık karşılaşılan bir problemdir. Bu durumda klavye ters çevrilerek kurulanmalı ve sıvının buharlaşmasının beklenmesi gerekmektedir. Tuşlar kenarlarından fazla zorluk çekmeden çıkartılıp sıvı ve toz temizliği de yapılabilir. Dizüstü bilgisayarlar bu sorunlara karşı daha çok kırılgan olduğundan bilhassa sıvılardan uzak tutulmalıdırlar.

Dizüstü bilgisayarlar›n ufak boyuttaki klavyeleri ile ilgili karşılaşılan bir problem da “Num Lock” tuşuna yanlışlıkla basılması sonucu oluşmaktadır. Num Lock tuşuna yanlışlıkla basılması durumunda klavyenin sağ tarafında yer edinen ş, ğ, ü benzer biçimde harflere basıldığında ekranda rakamlar görülür. Bu durum Num Lock tuşuna basılarak halledilebilir.

Klavye ile ilgili öteki bir problem da klavye dilinin istenmeden değişmesidir. Normalde Türkçe klavye seçeneğinde çalışan klavye çeşitli nedenlerle başka bir dil seçeneğine değişmiş olabilir. Bu durumda klavyedeki bazı harfler doğru çıkmayacaktır. Klavyenin hangi dil için çalışmakta olduğu ekranın alt sağ bölümünde yer edinen alandan denetim edilebilir. “Denetim Masası” penceresinden de Klavye simgesi seçilip detaylı ayarlamalar yapılabilir.

Klavyeler bilgisayara kablo ile bağlı olabildiği şeklinde kablosuz olanları da vardır. Bilgisayara bağlanan bir alıcı verici aleti ile klavye kabloya gerek duymadan kullanılabilir. En sık karşılaşılan problem klavyenin güç ihtiyacını karşılayan pillerin tükenmesidir. Pil gücü azalmaya başladığında tuşlara basıldığında karakterler ekranda çıkmayabilir ya da klavyenin emek harcaması için bilgisayara fazlaca yakın durması gerekir. Alıcı ve klavyenin birbirini görür vaziyette bulunmasınada dikkat edilmelidir.

Fare ile ilgili Problemler ve Çözümleri
Fare de bilgisayar sistemine USB bağlantı noktasından bağlandığı için bir mesele gözlemlendiğinde söküp başka bir USB bağlantı noktasına bağlanarak kontrol edilmesi problemi çözmek için yapılacaklar arasındadır. Dizüstü bilgisayarlardaki dokunmatik farenin istenmeden devamlı olarak hareket ettirilmesi çoğunlukla karşılaşılan bir problemdir. Kullanıcılar yazı yazarken birden imlecin sayfanın oldukça değişik bir yerine konumlandığını görebilirler. Kablosuz klavyede olduğu benzer biçimde kablosuz farede de pil ve alıcı ile içinde kontakt problemi olabilir. Aynı biçimde, kablosuz farenin pili sık sık denetim edilmeli ve alıcının konumunun uygun olduğundan güvenli olunmalıdır.

Ses ile ilgili Problemler ve Çözümleri
Hoparlör ve mikrofon sistemi ile ilgili çeşitli sorunlarla karşılaşılabilmektedir. En mühim sorunlardan birisi bilgisayarda doğru yere bu cihazların takılmamasıdır. İlgili cihazların bilgisayardaki mikrofon ve hoparlör çıkışlarına doğru takıldığından güvenilir olunmalıdır. Ses kartının kırmızı yuvasına mikrofon ve yeşil yuvasına hoparlör takılır. Sık karşılaşılan öteki bir problem mikrofon ya da hoparlörün yazılımsal olarak kapatılmış olması şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Haricî hoparlörlerin bazılarının pil ile yada elektriğe takılarak çalıştırılması gerekmektedir. Bu tür hoparlörlerde ses problemi var ise elektrik fişinin takılı olduğundan yada pilin dolu olduğundan güvenilir olunmalıdır.

Projektöre Bağlanma ile ilgili Problemler ve Çözümleri
Bilgisayar bir projektöre bağlandığında değişik nedenlerle ekran görüntüsü projektörden yansımayabilir. Projektörden yansıma ile ilgili olarak bilhassa dizüstü bilgisayarlarda karşılaşılan en temel probleminin sebebi klavye üstünde yer edinen projektör seçeneğinin seçilmemiş olmasıdır. Klavyenin en üst satırında yer edinen “Fonksiyon” tuşlarından birisi çoğu zaman bu amaçla kullanılır. Bu tuşa birkaç kere basılarak haricî görüntü çıkışı uygun konuma getirilir. Windows 7 ile beraber projektöre bağlan seçeneği sunulmuştur. Bu seçenekle projektör tuşunun yapmış olduğu iş yapılabilmektedir Burada “Kopyala” seçeneği seçildiğinde hem ekranda hem projektörde aynı görüntü oluşur. Projektör kullanımı ile ilgili öteki bir mesele da perdeye yansıyan görüntüde bazı renklerde kayıpların olmasıdır. Bu mesele çoğu zaman projektör kablosunun gevşek takılması ya da kablo ucundaki pinlerin eğilmesi/temassızlığı sebeplerinden oluşur. Kablo bilgisayara iyice sabitlenmeli ve pinler denetim edilmelidir

AÖF – Davranış Bilimleri Online Test

İLK VE ORTA ÇAĞDA TOPLUMSAL DÜŞÜNCEToplumsal fikir ilk filozofların felsefe sistemlerinde yer almıştır. Bu fikir sonucunda sosyoloji bilim dalı olarak ortaya atılmıştır. İlk çağdaki düşünürler 2 gruba ayrılarak incelenmektedir.

1. Sokrat’tan Öncekiler
2. Sokrat’tan Sonrakiler
1. Sokrat’tan Ilkin Sofistlere Rastlıyoruz: Sofist yunanca bilen* bilgili kişidir.
• Onlara gore cemiyet suni ve ulaşılmaz bir varlıktır
• İnsanlar tarafınca oluşturulmuş yapay bir yapıdır.
• Cemiyet insanların gizli saklı uzlaşması ile oluşmuştur.
• Aslolan olan tabiattır.

 

2. Sokrat’tan Sonrasında

PLATON’A GÖRE: (EFLATUN)
• Fert içinde yaşamış olduğu devletin karakterini taşır.
• Cemiyet bir tüm ve sistemdir.
• Toplumsal seviye vücuda benzer.
• Tanrı tarafınca kurulmuş düzendir.
• Başlangıcında yöneticiler vardır.
Eseri: Politikadır.

ARİSTO:

* Platon’un tesiri altındadır.
* İnsan cemiyet içinde yaşayan varlıktır.
* İnsanlık toplumunda Aristo ‘ya nazaran terbiye ve hukuk esastır.
* Esas olan somut olandır.
* Tüm* parçaların toplamından fazla bir şeydir.

Hem Platon hem Aristo Cemiyet ve Devlet arasındaki farkı görememektedir.

Toplumla İlgilenen İslâmi Düşünürler:

FARABİ:
• Platon (Eflatun) ve Aristo’yu benimser.
• İnsaniyetçi düşünür.
Ona nazaran 2 Çeşit Site (Kent Devleti) vardır.

1. Faziletli Kent: Aydınlar yönetir.
2. Faziletsiz Kent: Kuvvetli-Kuvvetsiz
içinde harp hakimdir.

İBN-İ RÜŞD:
• Devlet yaşlılar ve filozoflarla yönetilmelidir.
• İnsanlar böylece saadete ulaşır.
• Hanım-Adam eşittir.

GAZALİ: Çağıl devlet anlayışını getirir.
İBN-İ HALDUN: * İnsan ir__ı:_i dışındaki toplumsal olguyu açıkla¬maktadır.

Eseri: Mukaddime
Mevzuları: Sanat ve Eğitimdir.
DOĞAL HUKUK :
Toplumları yönetim eden kuralları birleştirme* ortak ve değişmez ilke¬ler bulma amacını taşıyan bir öğretidir.
Thomas Hobbes Jean Jacques Rousseau Jean Budin John Locke Yukarıda sayılan tüm düşünürler İdeal düzenden söz etmiştir.


SOSYOLOJİNİN ORTAYA ÇIKIŞI VE BUNU HAZIRLAYAN ETKENLER

1. 19. yy. ortasında Sanayi Devriminin yol açmış olduğu süratli toplumsal değişmeler.
2. 1789 Fransız devrimi
3. Emperyalist gelişmeler
4. Tabiat Bilimlerinin gelişmesi

AUGUSTE COMTE (1789-1857) Sosyolojinin isim babasıdır. Comte’nin bilimsel yönetimi toplumsal dünyaya uygulama fikri Pozivitizim olarak adlandırılır.

Mevzuları: Toplumsal Seviye (Toplumsal Statik)
Toplumsal Değişme (Toplumsal Dinamik)
Toplumsal değişmenin deposu insan düşüncesidir.

Fikir 3 Aşamadan Geçerek Pozitif ya da Bilimsel Hale Gelir:
1. Teolojik ya da Düşsel Hal: İnsan başına gelen vakaları tanrı yada tanrılara bağlar.
2. ****fizik ya da Soyut Hal: İnsan vakaları doğaüstü varlıklara bağlar.
3. Pozitif ya da Bilimsel Hal: İnsan düşüncesi salt gerçeği aramaktan vazgeçer ve data edinmeyle yetinir.

KARL MARX VE MADDECİ GÖRÜŞ
Çatışma kuramının yaratıcısıdır. Derslik yapısının temeli olarak üretim ilişkilerini görmüş* devlet ve fikir sistemini toplumun üst yapısı olarak nitelendirmiştir.
Alt Yapı: Üretim Araçları* Üretim Güçleri* Üretim İlişkileri Ekonomik temeldir.
Üst Yapi: Din* Sanat *Bilim* Terbiye* Kültür kurumlarından oluşur.
Marx’ a gore toplumsal bilimcilerin görevi dünyayı açıklamak değil* değiştirmektir. Değişiklik ihtilalci bir yaklaşımla olur.
Eseri: Kapital

EMİLE DURKHEİM (1858-1917)
Toplumu bir arada tutan güçlerin toplumun üyelerince paylaşılan Toplumsal Gerçeğin Temelini; toplumsal bilinçte görmektedir.
İlgi Alanı: işbölümü ve bunun sonucudur.
İşbölümü; endüstriyel toplumların ortaya çıkardığı bir problem* Anomi’dir.
Anomi: Kuralsızlık durumudur.
İntihar: intiharın sebebi bireysel değil* toplumsaldır görüşünü savunur. Durkheim’m iki amacı:
I. Bireysel davranışların toplumsal güçler tarafınca ne biçimde tesir¬lendiğini göstermek.
2. Toplumsal araştırmaları daha ergonomik hale getirmektir.
Sosyolojiye öteki katkısı da sosyolojik yaklaşımı insan davranışlarını
anlamada kullanmasıdır.

MAX WEBER
Max Weber’e bakılırsa sosyoloji toplumsal yaşamdaki mühim nedensel ilişkileri anlamalıdır. Sosyologlar vakalara ön yargılardan arınmış halde bakmalıdır.

Weber’in Anlama Süreci 3 Aşamalıdır:
1. Sosyolog vakaları gözler ve bireylerin duygularını görmeye çalışır. 2. Bireylerin motifleri doğrusu güdülerini keşfetmeye çalışır.
3. Kişinin duygu ve güdülerine ilişkin davranışlarını yada faaliyetlerini açıklamaya çalışır.
Teknikleri
• ideal Tip Analizi
• Tarih Çözümleme

SOSYOLOJİDE KURAMSAL YAKLAŞIMLAR

ı. Fonksiyonalist (Görevselci) Yaklaşım:
Kurucusu: TALCOT PARSONS
Makro mevzuları inceler. (Toplumsal Değişme* Toplumsal Derslik* Seviye)
Cemiyet bir fonksiyonlar bütünüdür.
Kuramı: Cemiyet organize olmuş tertipli ilişkilerden meydana gelen ve her ferdin toplumun temel değerlerini paylaşmış olduğu bir toplumsal sistemdir.

ROBERT MERTO

Kurama gizli saklı ve açık fonksiyon kuramları eklemiştir. Açık fonksiyon* sistemin içinde bulunanlar tarafınca arzulanan ve malum fonksiyonlardır. Gizli saklı fonksiyonlar ise sistemin içinde bulunanlar tarafınca ne malum nede arzulanan fonksiyonlardır. Fonksiyonel yaklaşımda grup birbiriyle ilişkisi olan parçaların fonksiyonel bir bütünüdür. Bütünün parçalarını ve dış fonksiyonlarını bilmek gerekir.
2. çatışma Yaklaşımı: Çatışma burjuva ile proleterya (işçi sınıfı) içinde yaşanır. Karl Marx rekabet* değişiklik ve gerginlik üstünde durur.

3. Etkileşimcilik Yaklaşımı;
Toplumda yer edinen bireylerin birbirlerini etkilemelerini* karşılıklı ilişkilerini ve bu ilişkileri iyi mi gerçekleştirdiğini inceler. Bireyi odak alır.
William James William Thomas John Dewey Charles Horton Cooley George Herbert Mead
Etkileşim kuramcısı semboller üstünde durur ve insanların semboller aracılığı ile etkileşimde bulunduğunu öne sürer. Kuramcılara Simgesel Etkileşim Kuramcısı denir.
Simgesel Etkileşim davranışlarımızın neye bağlı bulunduğunu* kendimizi ve başkalarını tanımlamamızın analizini yapmaktadır.
SOSYOLOJİ GELENEĞİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR

İki kuram daha vardır:

1.Toplumsal Alışveriş Kuramı: Değişiklik yaklaşımı genel anlamda Ekonomist¬lerin* Antropologların ve Psikologların fikirlerine dayalıdır.
Kuram; etkileşimin Ödül ve Cezalara dayalı bir alışveriş bulunduğunu İleri sürer.
Kuramdaki Değişiklik toplumsal değişmeden oldukca karşılıklı bir alışveriş¬tir. Bu yüzden Toplumsal Alışveriş Kuramı denir.

19. yy Ekonomistlerinden;
Adam Smith John Stuart Mill David Ricardo Jeremy Bentham İnsanı sırf kendini düşünen devamlı kar etmeyi amaçlayan ve akılcı olan bir varlık olarak düşünmüşlerdir.
Temsilcisi:
George C. “omans; İlkel iktisat ve davranışsal psikolojiden geliş¬tirilen alışveriş kuramını tanıtır.

TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİ

I. Dünya savaşı esnasında edebiyat fakültesinde okutulmaya başlanıldı. Osmanlı imparatorluğunda 2 Türlü Akım vardır.

1. Prens Sabahattin tarafınca temsil edilen Leplay Okulu
2. Ziya Gökalp – Mehmet İzzet tarafınca temsil edilen Comte ¬Durkheim Okuludur.

Ziya Gökalp; Pozitivizmden yola çıkar. Fikir eksenini* millet ve terakki mevzuları oluşturur.
Pozitivizm; salt gerçeği ve olayların nedenlerini aramaktan vazgeçer*
vakalar hakkında informasyon edinmekle yetinen ideolojidir.

KÜLTÜR NEDİR?

Kültür: İnanç, kıymet, ölçü, “davranışlar ve bir nesilden öteki bir nesile aktarılan maddi öğelerden oluşan bir bütündür. ”
Toplumda yaşayanların öğrendikleri ve paylaştıkları her şeyi kapsar. Toplumda yaşayan insanlara rehberlik eder, insanoğlu arasındaki ilişkileri yönlendirir.
Kültür, Toplumdaki paylaşılan ortak ürünlerden oluşur.
Cemiyet ise, ortak kültürü paylaşan ve birbirleriyle etkileşimde bulunan insanlardan meydana gelir.
Toplumda Kültür Öğeleri
1. Maddi:
2. Tinsel: Soyut

KÜLTÜRÜN ÖZELLİKLERİ:
. Toplumsal bir üründür. :Öğrenilerek kazanılır.
. İnsanlar arası etkileşim sonucu doğup, gelişir. *Dil kullanabilme kabiliyeti
. Genetik bir unsur değildir. (kalıtsal olarak babadan oğula geçmez)
. Her toplumun kültürünün kendine özgü oluşudur. ”

KÜLTÜREL FARKLILIKLAR VE KÜLTÜREL BİRLEŞME
Gelenekteki değişim öteki gelenekleri etkisinde bırakır ve değişikliğe niçin olur. Toplumbilimciler bu vakaya Birleşme adını vermektedir.
. Kültürün tüm parçalarının herhangi bir halde birbirlerine bağlanmasına Kültürel Birleşme (Entegrasyon) denir.

DİL VE KÜLTÜR

Kültür, insanların toplumsal mirasıdır. Kültürün yaratıcısı ve aktarılışı sembollere dayanır.

Sembol, insanların iletişimde kullandıkları anlam ifade eden her şeydir.
Sosyologları kültürün tinsel öğelerine kimi zaman Simgesel Kültür adını verirler. .
Dil, insanoğlu için evrensel olmasına karşılık, her ülkenin kendine uygun bir lisanı vardır.
Dil, insanların birbirlerine deneyimlerini, fikirlerini, bilgilerini aktarımlarına destek olan alettir. Kültür, dil yardımıyla varlığını sürdürür.
Edward Sapir ve Benjamin Whorf: “Dünya ile alakalı görüşlerimizi etkileyen şey, öğrenmiş olduğumuz dille bağlıdır ve gerçeklik hakkında algılarımızı belirleme eden şey kullandığımız dilin dilbilgisi ve kelime yapısıdır.” tezini savunurlar.

KÜLTÜRÜ OLUŞTURAN PARÇALAR (NORM-DEĞERLER)

NORM: Kültürün belirlediği yerleşik davranış kurallarıdır. Toplumsal düzeni elde eden bireylere yol gösteren doğru ve hatası pozitif yönde ve olumsuzu belirleyen kurallar, standartlar ve fikirlere NORM denir.
Yaptırımı olan kurallar sistemidir.
Ödül ve ceza ile güvence altına alınır. Resmi ve Gayri resmi olabilir. Ferdin toplumsallaşma sürecinde öğrenilir (Bilet alırken kuyrukta bekleme)
Toplumdan topluma farklılık gösterir.
Cemiyet içinde de süre içinde değişmiş olur.
DEĞER: Bir toplumun kültürünü öğrenmek demek o kültürün değerlerini bilmektir. .
İnsanların iyiyi, hakikatı, güzeli ve çirkini tanımlamak için koymuş oldukları standartlardır.
Ölçü ve Değerler Arasındaki Temel Farklılık Değerlerin soyut ve genel kavramlardan meydana gelmesi, Normların ise belirgin ve yol gösterici oluşlarıdır. .
Değerler bizlere kültür yöntemiyle aşılamakta olduğundan onları saptamak ve tanımlamak normlar kadar kolay değildir.

Sosyolog Robin Williams ABD’de 15 Temel Değerin Varlığını Saptamıştır.

1. Başarı ve Yükselme 9. Demokrasi
2. Bireyselcilik ıo. Eşitlik
3. Emek verme ve Etken Olma 11. Eğitim
4. Pratiklik ve Yeterlilik 12. Dine Bağlılık
5. Bilim ve Teknoloji 13: Romantizm.
6. İyi bir yaşam biçimi 14. Tek Eşle Evlilik
7. Humanistlik 15. Grup üstünlüğü ve Grup Başarısı
8. Özgürlük

Değerler zaman içinde değişebilir yerine yenileri gelebilir, eskiyen değerler atılabilir. Her Her Toplumun kendine özgü değerleri vardır.

Günümüzde Eklenen Değerler

1. Boş Vakit Etkinlikleri 3. Çevreye Saygılı Olma
2. Vücut Sağlığı ve Sıhhatli Yaşam 4. Kendi Kendine Destek
Olma ve Kendini Gerçekleştirme

KÜLTÜRÜN KENDİ İÇİNDEKİ FARKLILIKLARI

Kültür, bir birleşmedir, her parçası birbirleriyle anlamlı bütünler oluşturur ve birbirini tamamlarlar.
Geleneksel endüstrileşmemiş toplumda kültür farklılıkları AZ Çağdaş gelişmiş toplumda kültür faklılıkları ÇOKTUR
Popüler – Yoksulluk Kültürleri
Popüler Kültür: Yaşadığımız günlük hayaI. hobilerimizi, TV. kitapları, sergileri kapsar. Bizi geçmişe bağlayan bir araçtır (Akıllı Müren)
Yoksulluk Kültürü: Antropolog Oscar Lewis öne sürmüştür. Fakirlerde başarıya ulaşmış olmak için lüzumlu talep, arzu ve disiplinin olmadığını ileri sürmektedir. Fakirlerin davranışlarının cemiyet tarafınca sapkın olarak nitelendirildiğini savunmaktadır.
Hyman Radman: Bunu red ederek aşağı statü deki insanların toplumun temel başarı değerlerini red etmeden alternatif bir kıymet düzeni geliştirdiklerini öne sürmektedir.

İdeal- Gerçek Kültürler

İdeal Kültür: Toplumu bir arada tutan ölçü ve değerlerin bir tek kurallarda geçerli olmasıdır.
Gerçek Kültür: Günlük yaşamdaki uygulanış yada bulunuş biçimidir. (Vergi kaçırma, Kopya çekme) Toplumda yaşayan insanoğlu ideal ve gerçek kültür ayrılığı üstünde oldukca büyük bir önemle durmazlar. Bu tür zıtlıklar genel anlamda gözardı edilerek görülmemeye çalışılır (Kendini budizme adamış bir rahip hayatımda kimseyi incitmeme, öldürmeme amacını güder sadece yaşaması için balık tutmalıdır fakat balık tutmak da bir anlamda bir canlıyı öldürmektir.) . .
Demokratik hak ve özgürlükler üstünde duran toplumda bireylerin seçme ve seçilme özgürlükleri Yoksa burada ideal ve gerçek kültür farklılığını görebiliriz.
Yüksek – Yaygın Kültürler: Cemiyet içinde hususi bir yaşam biçimi, zevkleri alışkanlıkları olan ufak bir grubun haiz olduğu kültürdür.

Alt – Karşıt Kültür
Alt Kültür (subcultures): Toplumun temel kültürel değerlerini paylaşan sadece bunun haricinde kendini öteki gruplardan ayıran kıymet, ölçü ve yaşam biçimi olan gruplardır.
Alt kültür üyelerinin öteki alt kültürlere Etnosentrik Tutumları vardır. Doğrusu kendi alt kültürünü üstün görüp diğerlerini aşağılarlar.
Yaşlılar içinde yaşamış olduğu baskın kültüre artık Etnosentrik duygularla Bağlanmışlardı.
Bir grubun kıymet ve normları üyesi oldukları toplumun kıymet ve normlarını yansıtıyorsa buna Alt Kültür denir. Gruplar içinde ki faklılıklar büyüdükçe, toplumsal çatışmaların derecesi de artar.
Karşıt Kültür: Bir alt kültür olup, ölçü ve yaşam biçimleri açısından içinde yaşanılan kültüre ters düşen tutum ve davranışları ihtiva eder.
Toplumun haiz olduğu, gurur duyduğu ölçü ve değerleri red ederek,
karşıt tutum ve davranışlara sahiptirler. Gençler içinde yaygındır.
Grubun kıymet ve normları toplumun genel kültürüne ters düşecek
özellikte ise buna Karşıt Kültür denir.

ETNOSENTRİZM VE KÜLTÜREL RELATİVİZM

Kültür taassubu yada ben merkeziyetçilik diye malum Etnosentrizm kişinin kendi kültürünü temel olarak alması ve öteki kültürleri kendi kültürü açısından değerlendirmesi anlamına gelir.
Boks ve güreşi en iyi spor, boğa güreşini vahşet olarak nitelendiren görüş Etnosentrik bir düşüncedir.
Etnosentrizmin hem pozitif yönde, hem de negatif yönleri vardır. Bunlar: Pozitif Yönü : Grup bağlılığının artması
Negatif Yönü: Ayrımcılıklara niçin olup, onları küçümsemeye ve dışlamaya iten davranışlara yol açmaktadır.

5 – Psikoloji Bilimine Giriş Mevzu Özeti

Psikoloji Bilimini, onu oluşturan öğeleri ve temel amaçlarını dikkate alarak tanımlamak Psikoloji canlı davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Toplumsal bilimlerle biyolojik bilimler içinde yer edinen, sadece matematik ve teknoloji şeklinde alanlardan da etkilenen psikoloji biliminin, araştırmaya ve uygulamaya yönelik dalları vardır. Psikolojinin temel amaçları, davranışları betimlemek, açıklamak, yordamak ve denetim etmedir. Psikolojinin incelemiş olduğu davranışlar üç grupta toplanabilir:

• Direkt doğruya, dolaysız olarak gözlenebilen davranışlar;
• Dolaylı olarak gözlenebilen davranışlar;
• Davranışların temelinde yatan sinir sistemi ve kas faaliyetleri ve fizyolojik süreçler. Psikolojinin öteki bilimler arasındaki yerini ve ilişkisini tartışacak; psikolojinin araştırmaya ve uygulamaya yönelik dallarını ve alt dallarıyla detaylı açıklayabilmek, farklılıkları tartışabilmek Psikoloji, bir taraftan organizmanın davranışlarını biyolojik temelinden anlayabilmek için biyoloji, biyoloji, fizyoloji, biyokimya şeklinde bilimlerle ilişki içindedir. Öteki taraftan organizmayı toplumsal bir varlık olarak ele aldığından sosyoloji, iktisat şeklinde toplumsal bilimlerle de fazlaca yakın bir etkileşimdedir. Psikolojinin kendi içinde bazı dalları vardır. Bu dalların her birinde davranış değişik bir yönden yada değişik bir bağlam içinde ele alınır. Bu alt dallar, Deneysel Psikoloji, Toplumsal Psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Uygulamalı Psikoloji ve Psikometrik Psikoloji olarak sıralanabilir. Psikoloji araştırmalarında kullanılan yöntem ve teknikleri açıklayabilmek Psikoloji araştırmalarında çeşitli teknikler kullanılır. Bu tekniklerden bir grubu davranışların betimlenmesini sağlar. Deneysel araştırmalarda ise niçin netice ilişkileri saptanmaya çalışılır. Deneysel çalışmaların bulguları davranışların betimlenmesi ve açıklanmasını sağlarken, bu bulgulardan hareketle, davranışların yordanması ve denetim edilmesi de mümkün olur. Korelatif araştırmalarda doğada kendiliğinden mevcut olan değişkenlerin arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılır. Korelatif araştırmaların bulguları davranışların betimlenmesini sağlar. Bu bulgulardan hareketle, davranışların tahmin edilmesi de mümkün olur.
Sosyolojinin Ortaya Çıkışı ve Kuramsal Yaklaşımlar

İlk ve ortaçağdaki toplumsal düşüncenin temellerini incelemek. insanoğlu cemiyet olarak bir arada yaşamaya başladıklarından itibaren, içinde yaşadıkları düzeni anlamaya çalışmış ve çeşitli fikirler ileri sürmüşlerdir. Toplumsal fikir ilk kez filozofların felsefe sistemlerinde yer almıştır. ilk çağda düşünürler Sokrat’tan önceki ve sonrakiler diye ikiye ayrılır. Sokrat’tan ilkin sofistlere rastlıyoruz. Sokrat’tan sonrasında mühim iki alim Platon ve Aristo’dur. Platon’a bakılırsa fert içinde yaşamış olduğu devletin karakterini taşır. Aristo, Platon’a nazaran daha gerçekçidir. Hıristiyan düşünürler Rönesans ve Reforma değin mistik ve skolastik dünya görüşü altında büyük bir ilerleme sağlamazken, İslam dünyasında pozitif yönde fikir sistemlerini görüyoruz. Bu çağlarda toplumla ilgilenen düşünürler içinde ibn-i Rüşd, Gazzali, Farabi ve ibni Haldun en mühimleridir. Bilhassa ibn-i Haldun’un Mukaddimesi bir sosyoloji kitabı niteliğindedir.
Sosyolojinin bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasında rol oynayan etkenleri açıklamak. Sosyolojinin ortaya çıkışında iki mühim toplumsal olgu yer alır. Bunlar: Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi’dir. Tarihe hiçbir değişme Sanayi Devrimi kadar uzun dönemli, etkili ve çarpıcı olmamıştır. Bu olgunun haricinde tabiat bilimlerindeki gelişmeler, bilimsel yöntemin kullanılışı ve yeni kıtaların keşfi de sosyolojik düşüncenin gelişiminde mühim bir yer meblağ. İlk sosyologların cemiyet mevzusundaki düşüncelerini ve sosyolojinin üç temel yaklaşımı olan fonksiyonalist, çatışma ve etkileşimcilik yaklaşımlarını açıklamak. Sosyolojinin kurucuları içinde, adını koyan Auguste Comte’dur. Dönemin en emsalsiz düşünürü olan Comte, tabiat bilimlerinde kullanılan bilimsel yöntemin toplumsal vakaları incelemede de kullanılabileceğini savunur. Hemen sonra Herbert Spencer, biyolojik yaklaşımın kurucularındandır. Spencer, toplumu canlı bir organizmaya benzeterek incelemek ister. Karl Marx ise çatışma kuramının kurucusudur.
Düşüncelerinde bir öteki Alman düşünür olan Hegel’in etkisindedir. Marx’a nazaran toplumbilimcilerin görevi dünyayı açıklamak de¤il, değiştirmektir. Her şeyin birbiriyle çatışma içinde bulunduğunu korumak için çaba sarfeden Marx, kuramını derslik çatışması ile destek sunar.
Sosyolojinin bilimsel alanda gelişmesinde mühim bir şahıs de Fransız Emile Durkheim’dir. Durkheim, toplumsal gerçeğin temelini toplumsal bilinçte görür. Durkheim’in bir öteki ilgi alanı toplumsal işbölümü ve sonuçlarıdır. Çağıl bir Alman düşünürü ise Max Weber’dir.
Weber, sosyolojide anlama üstünde durarak, ideal tip ve zamanı çözümleme tekniklerini geliştirmiştir. Sosyolojide tarihsel gelişim içinde üç yaklaşım söz mevzusudur.
Bunlar;
• Fonksiyonalist yaklaşım,
• Çatışma yaklaşımı
• Etkileşimcilik yaklaşımıdır.
Sosyolojide yeni yaklaşımlardan toplumsal alışveriş kuramı ve feminist kuramı tartışmaları ile inceleyebileceksiniz. İki çağıl kuram, Toplumsal Alışveriş Kuramı ve Feminist kuramlar da giderek popüler hale gelen ve tartışılan kuramlar içinde yer almıştır. Bu kuramlardan toplumsal alışveriş kuramı, genel anlamda ekonomistlerin, antropologların ve psikologların fikirlerine dayalıdır. Kuram, insan etkileşiminin ödül ve cezalara dayalı olarak gerçekleşen bir alışveriş ile oluştuğunu ileri sürer. Kuramda sözü edilen değişiklik terimi toplumsal bir değişimden oldukca karşılıklı bir alışverişi ifade eden bir kalite taşır. Bundan dolayı kurama toplumsal alışveriş kuramı da denilmektedir. Feminist kuram kadının odak olarak alındığı bir perspektiften bakarak toplumsal yaşamı ve buradaki değişik sistem ve fikirleri irdelemektedir. Feminist kuram hanımı temel obje yada ilgi odağı olarak görür ve inceler. Feminist kuram, liberal, toplumcu ve köktencilik olmak suretiyle temel yaklaşıma haizdir.

Sosyolojiye Giriş ve Yöntem
Bir disiplin olan sosyoloji yi tanımlamak.
• Sosyoloji insan ilişkileri mevzusunda çalışan ve bu ilişkileri inceleyen bir disiplindir. Sosyolojinin en mühim ayırıcı özelliği, onun bir bilim olmasıdır. Sadece sosyolojik araştırmaların hedefi insanoğlu arasındaki toplumsal ilişkilerin yapısı üzerindedir. Toplumsal yaşamdaki yerini tartışabilecek; temel ilgi odağını, grup ilişkilerindeki önemini ve amacını açıklamak.
• Sosyoloji daha kısa bir şekilde, insan grubunu odak alır ve insanoğlunun grup içindeki davranışlarını inceler. Sosyologlar da toplumsal kurumlar ve insan ilişkileri üstünde çalışan bilim adamlarıdır. Sosyoloji bir tek düzgüsel davranışı değil, cemiyet içinde görülen anormal insan davranışlarını da inceler. Mesela, sapkın bir davranış biçimi olan suçluluk, cürüm şeklinde. Sadece sosyolojinin mevzuya yaklaşım biçimi farklıdır. Sosyologlar (cemiyet bilimciler) suçluya değil, suçluluk mevzusuna eğilirler ve toplumsal şartların kabahat üstündeki tesirini araştırırlar. Sosyologlar birbirinden izole olan insanoğlu üstünde değil, birbirleriyle etkileşen öteki bir deyimle toplumsal bir ortamda yaşayan insan gruplarıyla ilgili olarak çalışırlar. Bu yüzden ilgi sahası fert değil gruplardır. Sosyoloji on dokuzuncu yüzyılın başlangıcında bilimsel
yöntemin toplumsal vakaları incelemede kullanılmaya başlanmasıyla bilimsel bir niteliğe kavuşmuştur. Bilimsel data üretmede, belirli kurallara uyulması, belirli aşamalar takip edilmesi, bilgiyi kullanmada ve yorumlamada kolaylıklar sağlar ve başkalarının da kullanımına açar. Sosyolojinin alt dallarını tanımak.
• Sosyolojinin ilgi alanına giren mevzuya yaklaşım biçimi, onu öteki disiplinlerden ayrı kılar. Şundan dolayı sosyologlar mevzuya, haiz oldukları kıymet ve önyargılardan arınarak olayların ve koşulların tesirinde kalmadan, objektif olarak bakarlar. Vakalar arasındaki niçin ve netice ilişkilerini görmeye, anlamaya ve kuramlara ulaşmaya çabalarlar. Sosyolojinin üniversitelerde okutulan ve her biri ayrı bir ilgi sahasını oluşturan birçok alt dalı vardır. Bunlar içinde data, ekonomik, endüstri, şehir, köy, din, sanayi, hukuk ve politika sosyolojisi en yaygı n olanlarıdır. Tüm bilimler benzer biçimde toplumbilim de (sosyoloji de) araştırma ve değerlendirme teknikleriyle kavram ve kuramlar arasındaki yakın etkileşimle kendini yenileyerek gelişmektedir. Bu gelişme yakın zamanlarda ve süratli bir gelişme temposuyla ortaya çıkan ve öteki bilimler arasındaki yerini almaya çalışan toplumbilimde de açıktır.
Sosyolojinin kullandığı yöntem ve bilimsel araştırmada takip edilmesi lüzumlu aşamaları tanımak ve örneklerle tartışabilmek. insan ilişkilerini inceleyen bir disiplin olarak sosyoloji de geniş uygulama sahasıyla, bu bilimsel yöntemi kullanmaktadır. Sosyoloji bu yöntemi, gözlem, gözlem ve saha araştırması teknikleriyle beraber kuramlar geliştirmek, data toplamak ve insan sistemini idrak etmek amacıyla kullanmaktadır. İnsanlar içinde bulundukları çevreyi tanımak ve meraklarını gidermek amacıyla araştırma yaparlar. Bilim, dünyadaki olayların niçin lerini bulmak amacıyla data elde etme ve biriktirme yoludur.

Bilim birbiriyle ilgili iki emek harcamayı ihtiva eder. Bunlar;
• Bilgiyi biriktirmek,
• Veri toplamaktır.
Bu iki emek verme bilimde kuram ve yöntem olarak adlandırılır. Kuramlar ilişkili oldukları mevzularda devamlı aynı şekilde ortaya çıkan gerçeklerdir. Kuramlar vakaları daha iyi anlamamıza destek olurlar ve niçin sorusunun açıklığa kavuşmasına destek olurlar. Kuramın üç temel parçası vardır: Bunlar; önermeler, kavramlar ve tanımlardır. Önermeler, vakalar arasındaki ilişkileri ortaya koyarlar. Kavramlar ise, toplumsal vaka ve olgularda karşılaşılan ortak bir niteliği ifade ederler. Kavramlar, tanımlar kanalıyla üretilir. Eğer kavramlar açık bir halde tanımlanmazlarsa hepimiz tarafınca değişik anlaşılırlar. Kuramları sınamak için bilimsel yöntemler geliştirilmiştir. Yöntem, kuramın tersine iyi mi sorusuna yanıt verir. Nesnel gerçeği en oldukca ve en iyi yansıtmayı amaçlayan her bilim, bilimsel yöntemi uygulamak
zorundadır.

Bilimsel yöntem birkaç aşamalı bir gelişim gösterir. Bu aşamalar:
• Araştırılması ihtiyaç duyulan problemi ortaya koymak.
• Hipotez ve önermeleri formüle etmek.
• Araştırma planı ya da veri toplama tekniği geliştirmek.
• Verilerin çözümleme ve özetini yaparak hipotezin mümkün olabilirliğini göstermek.
• Hipotezin doğrulanması, tekrardan formüle edilmesi yada tekrardan gözden geçirilmesidir.

• Her bilimsel disiplinin araştırma yöntem ve teknikleri birbirinden farklıdır.
Sosyologlar araştırmalarda üç değişik teknik kullanırlar.
Bunlar:
• Gözlem,
• Gözlem
• Saha araştırmasıdır.

SOSYOLOJİNİN ALT DALLARI

1. Data Sosyolojisi: Uygarlık, Kültür, Cemiyet, Derslik, Grup tiplerine gore öncelikli informasyon türlerinin ve bilimlerinin araştırılmasıdır.

2. Iktisat Sosyolojisi: Teknoloji, Gelir dağılımı, Tüketim ve değişik­laşması, işbölümü, Ulusal düzeyde karar mekanizmaları ve yapısı mevzu­larıyla ilgilenir.

3. Endüstri Sosyolojisi: Teşkilat sosyolojisi, Psikoloji, Toplumsal psikolôji, iş idaresi, Iktisat şeklinde birçok toplumsal bilimin ve bu bilimlerin hususi dallarından bir çoğunun çeşitli düzeylerde kurmuş oldukları ilişkileri kapsamakta ve toplumsal gerçeğin bir bütünlüğü açısından bu tarz şeyleri cemiyet yapısına göreceli olarak bir bireşim haline getirmeye iş koşturmacasındadır.

4. Şehir Sosyolojisi: Kentlerin oluşumu, şehir yaşamının insan ve cemiyet üstündeki tesiri, kentlerin doğurduğu problemler, Kentlerin yerleşim düzeni,

5. Köy Sosyolojisi: ziraat kesiminin sorunları, kırsal alanda toplumsaldeğişme ve bunun temelinde yatan teknolojik değişmenin yarattığı problemler, köy-kent ilişkileri şeklinde mevzularla ilgilenir.

6. Din Sosyolojisi: din ve dinsel pratikler ile toplumsal faktörler ve kurumlar arasındaki ilişkileri inceleyen bir disiplinidir.

7. Hukuk Sosyolojisi: Hukuk; belirli bir toplumda fert grupların toplumsal ilişkileri ve eylemleri üstünde normatif, emredici ve yaptırımcı bir tesir yapar.

8. Politika Sosyolojisi: Devleti, onun müessese ve işleyişini inceler. Yönetme ve yönetilme vakasının kurumsallaşma sürecini inceler. Top­lumların yapılarıyla siyasal rejimleri arasındaki ilişkileri inceleyerek bir siyasal rejim tipolojisine ulaşmaktadır.

9. Eğitim Sosyolojisi: Ülkenin nüfus yapısının özelliklerine uygun

bir eğitim planlamasına duyulan gereksinim mevzularıyla ilgilenir.

10. Uygulamalı ve Klinik Sosyolojisi:
Uygulamalı: bilgilerin günlük yaşamda kullanılmasıdır.
Klinik Sosyolojisi; Sosyologların değişime bizzat katılarak çözümler üretmesidir.


BİLİMSEL ARAŞTIRMA İLKELERİ

1. Nesnellik (Objektiflik):

Araştırmada,araştırmacının kişisel inançları, çıkarları, alışkanlıkları, beklentileri yer almamalıdır.
Bulgular olduğu benzer biçimde yer almalıdır. Buna Bilim Ahlakı denir.
Araştırmacılar kendi düşüncelerini, beklentilerini işe karıştır­mamalıdır.
Araştırmacı kendi amaçlarını, alışkanlıklarını, inançlarım olduğu benzer biçimde açıkladıktan sonrasında değerlendirme yapmalıdır.

2. Doğruluk ve Yine:

Bilimde doğruluk; bilim adamının mutlak gerçeği göstermesi değil, ona mümkün olmasıyla birlikte yaklaşmasıdır. Söylediğini en doğru, anlaşılır biçimde açıklamasıdır.
3. Basitlik ve Açıklık: Araştırmada basitlik ve açıklık esas alınmalıdır.
Basitlik ve açıklığın temelinde kavramların açıklanmış olması, kullanılan kavramların öteki kavramlardan değişik olan yönlerinin ortaya konulması gerekir.
4. Sınırlılık: Böylelikle konuların karmaşıklığı önlenmiş olur.

BİLİMSEL YÖNTEMDE TAKİP EDİLMESİ GEREKEN AŞAMALAR

1. Problemi Ortaya Koyup Tanımlamak
2. Mevzu ile İlgili Data Toplamak
3. Hipotezi Formüle Etme

Hipotezin Sınanması: Vakalar içinde öngörülen ilişkilerin varlığının yada yokluğunun araştırılması anlamına gelir. Vakalar arasındaki ilişki oluşturmak ve vakaları bir nedene bağlamak amacıyla tasarlanan önermedir.

Hipotezde 2 türlü’ değişken kullanılır.

1. Bağımlı Değişken: Bu bağımsız değişkene bağlı olarak değişmiş olur.

davranış Bilimlerinde bağımlı değişken davranıştır.

2. Bağımsız Değişken: Ötekini etkileyerek esas yol açan değişken anlama gelir. Hipotezi belirler. davranış Bilimlerinde bağımsız değişken durumdur.

3.Sarhoş: Bağımsız Trafik Kazası: Bağımlı değişkendir.

4. Veri Toplama ve Verileri Çözümleme Etmek
a. Gözlem Tekniği: Suni hazırlanmış bir durumdur.
b.Gözlem: Sosyolojide oldukça kullanılmaz. Tabiat bilimlerinde kullanılması

DAVRANIŞ BİLİMLERİNE GİRİŞ

  • Emek verme ya da iş sosyolojisi anlamına gelen endüstri sosyolojisinin araştırma alanlarından biri verimliliktir.
  • Bilimsel araştırmanın haiz olması ihtiyaç duyulan özellikler: Nesnellik, Doğruluk ve yine, Basitlik ve açıklık, Sınırlılık
    Platon’a gore fert, içinde yaşamış olduğu devletin karakterini taşır. Siyaset, Platon’un en mühim çalışmasıdır.
  • Ziya Gökalp’ın görüşlerini benimsediği batılı düşünür E.Durkheim’dir.
  • Babalık kazanılmış bir statüdür.(Statü, ferdin cemiyet içindeki pozisyonudur.)
  • Avcı ve toplayıcı toplumların özellikleri: Politik kurumların olmaması, Bireylerin eşit olması, Kararların grup tartışmaları sonucunda alınması, Göç olgusunun yoğun olması, Zenginlik mal ve mülk sahipliğinin yok denecek kadar azca olması.
  • Cemiyet içinde hususi bir yaşam biçimi, Zevkleri ve alışkanlıkları olan minik bir grubun haiz olduğu kültüre yüksek kültür denir.
  • İnsanların iletişimlerinin ve kültürü iletmelerinin deposu semboldür.
  • Toplumsallaşma bir etkileşim sürecidir. Fert ve cemiyet içinde bir bağ oluşturur. İnsanca davranışları öğrenme sürecidir. Belirli bir kişilik kazanma yöntemidir.
  • Bilim adamlarına nazaran yetiştirme yurtlarında yetişen çocuklarla düzgüsel aileler yanında yetişen çocuklar arsındaki farklılığın en temel sebebi toplumsal iletişimsizliktir.
  • Yığın, birbirleriyle bir ilişkide bulunmayan sadece geçici bir nedenle yer işgal eden iki yada daha oldukça sayıdaki insanlardan oluşur.
  • Bir talebe kulübüne üye öğrenciler yığın değildir.
  • Sendikalar, firmalar, bankalar, birlikler ikincil gruba(resmi grup) örnektir.
  • Sosyologların aile ve evlilik biçimlerini incelerken belirledikleri temel kategoriler: Eş sayısı, grup ilişkileri, otorite ilişkileri, çiftlerin yerleşimi, soy ve şecere ilişkileridir.
  • Mutlu bir evliliğin koşulları: Eşi bir kişi olarak sevme, evliliğin mukaddes olduğuna inanma, eşi kendine yakın bir arkadaşolarak görme, yaşanmış olan krizleri pozitif yaklaşımlara bakma.
  • Kast sisteminin dayanağı dindir.
  • Çağıl toplumların özellikleri: Düşük dini bağlılık düzeyi, kentsel yerleşim, minik aile, düşük bebek ölüm oranı.
  • İnsanların grup içi davranışlarına ilişkin bilimsel emekler meydana getiren ve bireylerin davranışlarını etkileyen toplumsal güçleri inceleyen bilim dalı SOSYOLOJİ’DİR.
  • Bilim adamının; gerçeğe mümkün olmasıyla birlikte yaklaşmaya emek vermesi, bulguları aslına uygun biçimde söylemesi, incelemiş olduğu vakaları koşullara uygun halde tanımlaması, bilimsel araştırma ilkelerinden DOĞRULUK ile ilgilidir.
  • Bir toplumda yer edinen bireylerin birbirlerini etkilemelerini, karşılıklı ilişkilerini ve bu ilişkileri iyi mi gerçekleştirdiğini inceleyen sosyolojik yaklaşım ETKİLEŞİMCİLİK yaklaşımıdır.
  • Toplumsal yapıyı oluşturan parçalar: Kültür, Toplumsal derslik, Statü, Rol, Grup, Kurumlar
  • Başarıya ulaşmış bir eşiyle olan evliliği elde eden koşullar: Eşi şahıs olarak sevmek, Eşi yakın bir dost olarak görmek, Evliliğin mukaddes olduğuna inanmak, Eşin fikir ve amaçlarına saygılı olmak.
  • TALCOT PARSONS yapısal-fonksiyonel yaklaşımın en mühim temsilcilerinden biridir.
  • Kültürün temel özellikleri: Kültürün toplumsal bir ürün olması. Dil yardımıyla aktarılması. Öğrenilerek kazanılması. Her toplumun kendine özgü olması.
  • Saklambaç oynayan dostlar toplumsal bir GRUP oluşturur.
  • Cemiyet içinde arzulanan ve ender olarak bulunan ödül, kaynak ve imtiyazlara erişme çabasına sosyoloji biliminde TOPLUMSAL TABAKALAŞMA adı verilir.
  • Toplumsal gruba ilişik özellikler: Sürekliliğe haiz olması. Üyeler içinde ilişkiler bulunması. Üyelerin ortak amaçlarının olması. Üyeler içinde etkileşim olması.
  • Toplumsallaşmayı en etkili ve verimli olarak elde eden kurum EĞİTİM kurumudur.
  • Ana, baba, adam çocuklarla, evlenmemiş kızlar ve evlenen oğlun eş ve evlatlarından oluşan, otoritenin en yaşlı erkekte olduğu aile biçimi BİRLEŞİK AİLE biçimidir.
  • Fazlaca sayıda minik, çekirdek ailenin aynı çatı altında oturmasıyla oluşan ve akrabalık bağlarının oldukca güçlü olduğu aile tipi GENİŞ ailedir.
  • Suçu insan varlığının düzgüsel bir parçası olarak gören ve hatta bu tür davranışların toplumun düzenliliği açısından pozitif neticeleri bulunduğunu korumak için çaba sarfeden kuramsal yaklaşım YAPISAL BASKI KURAMIDIR.
  • Tabakalaşmanın toplumsal bir zorunluluk bulunduğunu öne devam eden kavram FONKSİYONALİST (Görevselci) kuramıdır.
  • 19.yüzyılın başlarında bazı insanların suça eğilimli olarak doğduklarını ileri sürerek, toplumsal öğrenmenin sapkın davranışlar üstünde etkili bulunduğunu korumak için çaba sarfeden ve bunların biyolojik olarak dejenere bulunduğunu söyleyen kriminolog Cesare LAMBROSU’dur.
  • Ekolojinin kanunları: Her şey birbiriyle ilişkilidir. Hiçbir şey parasız değildir. Doğada hiçbir şey yok olmaz. Tabiat, her şeyi iyi bilir ve iyi yapar.
  • TEKNOLOJİK BAĞLILIK terimi, bilimde her değişen teknolojinin kendinden önceki hızla gelişen teknolojinin yarattığı sorunları çözümlerken, kendisinin de yeni sorunlara yol açtığını vurgular. (Alvin Weinberg)
  • Psikoloji biliminin temel amaçları: Betimleme, Izahat, Denetim, Yordama
  • Gelişim psikologları, öğrenme olmaksızın, kalıtsal olarak belirlenmiş gelişme örüntüsüne OLGUNLAŞMA adını verirler.
  • Deneysel psikolojinin mühim iki alt dalı: Karşılaştırmalı psikoloji, Fizyolojik Psikoloji.
  • Fizyolojik bir ihtiyacın ruhsal sonucuna DÜRTÜ denir.
  • Dikkati belirleyen uyarıcı özellikler: Kontrast, Hareket, Yine, Sertlik ve büyüklük.
  • Yaşantılar kanalıyla davranışlarda meydana gelen oldukça uzun soluklu değişmelere ÖĞRENME denir.
  • Sebebi belli olmayan korkulara KAYGI denir.
  • Bir kapıyı açarken hangi açıdan bakarsak bakalım dikdörtgen şeklinde görürüz. Bu durum idrak özelliklerinden ŞEKİL DEĞİŞMEZLİĞİ’ne örnektir.
  • Adım atma davranışı, bir ayağıbiraz kaldırma, öne doğru uzatma, bu ayağıyere basma, sonrasında aynı hareketleri diğeri ayakla yapma şeklinde ufak
    birimlerden oluşur. Bu örnekte olduğu benzer biçimde bir davranışın minik birimlerine DAVRANIM denir.
  • Bir tür uyma davranışıolan benimseme üstünde araştırma yaparak, grup normlarının oluşmasını açıklayan bilim adamıMUZAFFER ŞERİF’tir.
  • Analık, Açlık, Cinsellik güdülerinin malum bir fizyolojik temeli vardır.
  • İnsan güdülerinin evrensel bir sıradüzen bulunduğunu ilk öne devam eden bilim adamı MASLOW’dur.
  •  Dağların puslu havalarda uzaktaymış, güneşli havalarda ise yakındaymış benzer biçimde görünmesi monoküler ipuçlarından AÇIKLIK ile ilgilidir.
  • Bilişsel öğrenme kuramının savunduğu görüşler: Öğrenme, amaca erişebilmek için lüzumlu yolları bulma, bir tür sorun çözmedir. Öğrenme, informasyon işleme tarzında meydana gelen değişikliktir. Öğrenmeyi, uyarıcı-davranım ilişkisi şeklinde ufak parçalara ayırarak incelemek uygun değildir. Öğrenmeyi anlayabilmek zihinsel süreçlerin incelenmesiyle mümkündür.
  • Kişiliği tanımlarken dikkate alınan özellikler: Biriciklik, Tutarlılık, Ruhsal işlevsellik, Süreklilik.
  • Psikoanalitik kuramda, bilinçaltının kolayca hatırlanabilir kısmına BİLİNÇ ÖNCESİdenir.
  • Kişinin, aile ve yakınlarına herhangi bir bağlılığının olmaması, suçluluk ve terbiye duygularından yoksun olması, kendi çıkarlarına bakılırsa hareket etmesi, sebatsız ve sorumsuz olması, SOSYOPATİdavranış bozukluğuna örnektir.
  • Şizofreni türleri: Kolay tip, Paranoid tip, Katatonid tip, Hebefrenik tip.
  • Uyma davranışını belirleyen bireysel özelliklerden uyumu pozitif yönde yönde etkileyenler: Bağlanma ihtiyacının yüksek olması. Kendine güvenin azca olması. Otoriter tutumlara haiz olunması. Grubun çekici bulunması.
  • Kendine yeni otomobil satın alan kişi, öteki marka arabaların reklamlarına daha azca duyarlı olur. Tutum değişiklik yapma (Cari Hovland) ile ilgili anlatılan durum BAĞLANMA hedefinin özelliğine örnektir.
  • Edimsel koşullama, modern öğrenme psikologlarından B.F.Skinner tarafınca ortaya atılmıştır.
  • BANDURA, gözlem, yansılamak ve özdeşimin toplumsal öğrenmedeki önemi üstünde durmuştur.
  • Acil yardım gerektiren bir trafik kazasına oldukça sayıda insanoğlunun şahit olmasının, kişinin kaza yapan insanlara yardım etme olasılığını azaltmasına TANIK ETKİSİ DENİR.
  • Tutumlarda, bir informasyon kaynağının güvenilir olarak algılanıp algılanmayacağını belirleyen en tehlikeli sonuç unsur NİYET’TİR.
  • Hedefin özellikleri: Tutumun kuvvet derecesi. Bağlanma. Kendilik kıymeti. Zeka.
  • Ruhsal testlerde bulunması ihtiyaç duyulan en mühim iki teknik özellik: Geçerlilik ve güvenirlik.
  • Bir testin hatalardan arınık ve istikrarlı olarak ölçme yapabilme niteliğine GÜVENİRLİK denir.

AÖF Hukukun Temel Kavramları Online Test

NİTE-1 KURALLAR, DEVLET VE HUKUK

İnsan Davranışı ve Kurallar

İnsan davranışlarının bir kısmı talep dışı faktörlerle belirlenmektedir. Örnek olarak öksürmek herhangi bir isteğin bulunmadığı davranıştır. Bazı davranışlarımız ise isteyerek yaptığımız davranışlardır.

İnsanların yaptıkları davranışların pek bir çok isteklerinin sonucudur. İsteklerimiz ise seçim yapma, hedef belirlemedir. Bir davranışta bulunacağımız vakit belli bir hedefimiz vardır. Bu hedefe ulaşmak için de belli bir eylemde bulunmayı tercih ederiz.

Tercihlerimiz ve kararlarımızı belirleyen bir başka unsur ise kurallardır. Kurallar belli bir durumda ne halde davranmamız icap ettiğini belirler. Toplumsal yaşamda karşılaştığımız birçok kaide vardır Bunlardan bir kısmı; terbiye kuralları, görgü (görgü kuralları), moda kuralları, din kuralları ve benzerleridir.

Arkasında herhangi bir istencin bulunmadığı durumları karşılamak için, gündelik dilde gayri iradi yada istem dışı ifadelerini kullanırız.

Toplumsal yaşam belli kurallara muhatap olmak anlamına gelir.

AHLAK KURALLARI

İnsan aklı ile nesneleri ve olguları karşılaştırır.

İnsan aklının iki yönü olduğu düşünülmektedir. Biri kuramsal akıl diğeri ise ergonomik akıldır.

Kuramsal akıl; neye inanılması gerektiğine karar verir.

Kuramsal akıl: Aklın, nesne ve olgular hakkında neye inanılması gerektiğiyle ilgili meydana getirilen düşünmeyi gerçekleştiren yönüdür.

Ergonomik akıl; insan hareketlerini yönlendirir.

Ergonomik akıl: Aklın eylemle ilgili düşünmeyi gerçekleştiren, ne yapılması gerektiğine kabul eden yönüdür.

Normatif ve betimsel olarak terbiye sözcüğünün iki anlamı vardır.

Betimsel anlamda terbiye; uyulmakta olan terbiye kurallarıdır.
Normatif anlamda terbiye; uyulması ihtiyaç duyulan davranış kurallarıdır.

Etik yargılarımız ilk olarak toplumda oluşmaktadır. Toplumsal gruplar değiştikçe terbiye kuralları da değişecektir.

“Terbiye kurallarına uyulmadığında iki netice ortaya çıkar. İlki kişinin kendini huzursuz hissetmesidir. Diğeri ise; başkaları tarafınca ayıplama, kınama, dışlamadır. “

Her grubun kendine özgü fakat üyelerinden bağımsız oluşturulmuş bir ahlakı vardır. Etik yargılar ilk olarak toplumdan öğrenilir.

DİN KURALLARI

İnsanın doğasına, evrenin yapısına, insanların iyi mi yaşaması gerektiğine, gerçeklik ve değerlerle ilgili doğruları araştırmanın en iyi yöntemlerine ilişkin birbiriyle içten bağlantılı bir inançlar kümesi ve bu inançlar tarafınca belirlenen tutumlar ve pratiklerdir.

“Din kurallarına uyulmamasının yaratacağı gazap ve azap bu kuralların yaptırımıdır.”

ÖRF VE ADET KURALLARI

Örf ve tane kuralları belli bir yörede yada toplumun genelinde benimsenmiş olabilir. Bu kuralların oldukça uzun zamandan beri uygulanıyor olması ve toplumda bu kurallara inanılması gerekir. Terbiye kuralları, din kuralları ve örf ve tane kuralları toplumda iç içe geçmiştir. Hatta terbiye kuralları; din ve örf tane kurallarını kapsamaktadır.

Örf ve âdet kuralları bilhassa modernleşmemiş toplumlarda daha çok ehemmiyet taşır.

Örf ve âdet kuralları, birazcık daha geniş hâliyle anane, birazcık daha dar hâliyle töre adını alır.

HUKUK KURALLARI

Hukuk kuralları da öteki kurallar şeklinde kişilere belli bir halde davranmayı yada davranmamayı gösterir. Doğrusu emreder ve yasaklar niteliktedir.

Hukuk kuralları terbiye, din kuralları yada örf ve tane kurallarıyla benzerlik taşır.

Eğer bir kaide devlet tarafınca konmuşsa bu kaide hukuk kuralıdır. Devlet din kuralı koyamaz. Doğrusu hukuk devleti, devlet de hukuku ortaya çıkarır.

Hukuk kuralı bir halde örgütlü yargılamadır. Yargılama bir kuralın sonucunda kendiliğinden ortaya çıkar. Eğer bir devletin içinde, o devletin hukukundan ve yargılama sisteminden bağımsız başka bir yargılama sistemi var ise “devlet içinde devlet” ifadesi kullanılır.

İnsanlar öldürme kabiliyetinden yoksun olsalardı öldürmeyi terbiye, din yada hukuk kurallarıyla yasaklamanın anlamı kalmazdı.

Bir görüşe nazaran devletin çıkardığı kurallara kanun denilse bile hukuk kanunları aşan bir kavramdır.

Yargılama faaliyeti, bir eylemin bir kurala uygun olup olmadığını belirlemektir.

Bazı uyuşmazlıklarda hukuk kuralları ihlal edilmiş olsa da devlet bu ihlalleri cezalandırmaya gerek görmeyebilir.

ZOR KULLANMA OLARAK HUKUK

Devlet ve Zor Kullanma

Hukuk kurallarının yaptırımı zor kullanmadır. Zor kullanma gücü kurallara uyulduğu sürece hissedilmez. Eğer hukuk kurallarına uyulmazsa devletin zor kullanma gücü de artar. Devletin zor kullanma gücü hukuka uyulduğu sürece pek hissedilmez. Hukukun gerekleri yerine getirilmedikçe zor kullanma gücü giderek artar.

YAPTIRIM
Yaptırım, hukuk kurallarına uyulmadığında karşılaşılan tepkidir. Hatta her kuralın ne olursa olsun bir yaptırımı vardır. Bir kaide yaptırımsız olması imkansız. Terbiye kurallarının, din kurallarının, örf ve tane kurallarının doğrusu tüm kuralların yaptırımı vardır. Sadece bu yaptırımlar birbirinden farklıdır.

Hukuk kurallarına aykırı davranılması çeşitli tepkilere neden olur. Ceza, cebri icra şeklinde, Hukuk kurallarınca tanınmayan bir fiil de hukuk tarafınca yapılmamış sayılır.

Mesela; evlilik resmi işyar önünde olmalıdır. Aynı cinsten kişilerin evlenmesine izin verilmez. Evli olan biri ikinci bir evlilik yapması imkansız.

Yaptırımsız kaide olmaz. Yaptırımla desteklenmemiş bir ifade olsa temenni, arzu ya da talep olur.

Yaptırımın Türleri

CEZA

Ceza yaptırımı kabahat işleyenlere karşı uygulanır. Bir kısmı ceza mahkemeleri tarafınca bir kısmı ise yönetim tarafınca verilir. Ceza mahkemeleri hapis cezası, adli para cezası şeklinde cezalar verir.

Hapis cezaları

Müebbet Hapis: Yaşam boyu

Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis: Sıkı güvenlik rejimine doğal olarak

Devamlı Hapis: Bir ay ile yirmi yıl arası olan

Kısa Süreli Hapis: Bir yıldan azca olan

Bazı hukuka aykırı eylemler, hukuk düzeni tarafınca kabahat olarak kabul edilir. Hangi eylemlerin kabahat olarak kabul edileceği, siyasal iktidarın güttüğü kabahat politikası tarafınca belirlenir.

Adli para cezası haricinde belli yere gitmekten yada belli etkinlikleri yapmaktan yasaklama, kamuya yararlı olarak çalıştırılma şeklinde başka cezalar da verilebilir. Adli para cezası mahkeme tarafınca belirlenip devlet hazinesine ödenir.

“İdam cezası ise 2002 senesinde kaldırılmıştır.”

İdarenin verebildiği cezalar ise; yönetimsel para cezası, trafik cezası, geçici olarak iş yerinin kapatılması, ruhsatın iptali, meslek örgütlerinin üyelerinin mesleklerini yapmalarını men etme benzer biçimde.

Kamu görevlileri ve öğrencilere verilen disiplin cezaları ise şunlardır; uyarma, kınama, meslekten çıkarma, kayıt silme, şeklinde

CEBRÎ İCRA

Cebri icra, “zorla yerine getirme” anlamına gelir.

Hukukta kişilerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda bu yükümlülüklerin devlet tarafınca zorla yerine getirilmesidir.

Kiracının kira bedelini ödememesi durumunda icra dairesi vesilesiyle eşyaları haczedilebilir. Mahkeme evin tahliye edilmesine karar verirse ve kiracı bu karara direnirse kolluk kuvvetlerinin yardımıyla eşyalar zorla evin dışına çıkarılabilir.

Cebri icra yöntemi velayet davası sonucunda da uygulanabilir. Velayet annesine verilmiş sadece baba evladı vermemekte direniyorsa icra memurları ve kolluk kuvvetleri yardımıyla çocuk annesine verilir.

Kolluk Kuvvetleri: Kamu düzenini sağlama, koruma ya da bozulduğunda eski duruma getirme faaliyetlerini yerine getiren ve zor kullanma yetkisine haiz kamu organları; polis, zabıta, jandarma, sahil güvenlik vb.

Cebri icra mekanizmasının varlığı bile insanların hukuka uymasında etkili olur.

TAZMİNAT

Zararın parasal değerine karşılık gelen bir ödeme yükümlülüğüdür. Kiracı oturmuş olduğu eve zarar vermişse uğranılan zararın ödettirilmesi tazminattır. Bu zararın yanı sıra zarar sebebiyle ev kiraya verilemedi ise yoksun kalınan kira geliri de tazminat miktarına eklenmiş olur.

Haksız eylem sebebiyle bir başkasına zarar verilmesi de tazminat gerektirir. Birine otomobille çarpma sonucunda yaralanan kişinin hastane harcamaları, çalışamamasından dolayı uğramış olduğu zarar tazmin edilmelidir.

Haksız eylem tazminat yaptırımı yanı sıra ceza yaptırımına da sebep olabilir. Devlet yapmış olduğu işlem yada fiil sebebiyle vatandaşın zarara uğramasına sebep olursa bu ziyanı ödemek zorundadır.

Uğranılan zarar daima maddi olmayabilir. Trafik kazası sonucu birinin ölümüne sebep olan şahıs ölenin civarlarında büyük bir acıya sebep olabilir. Bu durumda verilecek tazminat manevidir.

GEÇERSİZLİK

Hukuki işlemler kanunun öngördüğü biçimde yapılmalıdır.

Hukuki işlem: Hukuki netice doğurmaya yönelmiş irade açıklamalarıdır.

GEÇERSİZLİK TÜRLERİ

İdari işlemler de hukuka aykırılık hâlinde iptal edilebilir.

Yokluk: Resmi işgören önünde yapılmayan evlenme, kamu görevlisi olmayan birinin yönetimsel işlem yapması, yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirlerinin vazife alanına giren işlem yapması yok hükmündedir.

Hükümsüzlük(Butlan): Hükümsüzlük (mutlak butlan) durumunda işlem yokluktan değişik olarak varlık kazanmıştır. Sadece bir dava esnasında işlemin bu niteliği fark edilirse başat kendiliğinden bu durumu dikkate alır.

İptal Edilebilirlik: Ortaya çıkan hukuka aykırılık daha hafiftir. Bu tür İşlemler kendiliğinden değil taraflardan birinin talebi sonucunda iptal edilebilir.

DÜZEN VE DEĞER OLARAK HUKUK

Hukukta gözlemlenen yargılama, örgütlü, kurumsal, egemenlik sınırlarının tamamında etkin, devamlı ve düzenlidir. Hukukî yargılama, öteki normatif sistemlerle karşılaştırma yapmayı gereksiz kılacak seviyede somutlaşmış ve ayrıntılarıyla evvelde belirlenmiştir.

Değerler Sistemi Olarak Hukuk

Hukukun ne işe yaradığını anlama çabamız içinde değinmemiz ihtiyaç duyulan son nokta, onun bir seviye ve kıymet olarak karşımıza çıkmasıdır. Terbiye ve din benzer biçimde öteki normatif sistemlere paralel olarak hukuk, içinde yaşadığımız evreni anlamlandırır.

Hukuk, terbiye ve din kuralları şeklinde içinde yaşadığımız evreni anlamlandırmaya çalışır. Devlet bir toplumdaki en kuvvetli örgüttür. Hukuk, yasaklarken ya da emrederken bazı kıymet yargılarına danışır.

HUKUKUN İŞLEVLERİ

Sulh — Güvenlik — Eşitlik — Özgürlük

Nerede cemiyet var ise orada hukuk vardır.

Sulh; Yaşamı ve insanoğlu arası ilişkiyi devamlı bir savaşım olarak gören bakış açısına nazaran, bu savaşım kurallarla sınırlanmadığı, üstün bir güç tarafınca denetim edilmediği vakit, güçlünün zayıfı ezdiği, tadı şiddete başvurduğu, ufak kuvvetli azınlık grupların geniş kuvvetsiz toplulukları sömürdüğü bir seviye ortaya çıkar.

Güvenlik; Kurallar, yargılama ve yaptırım unsurlarının toplamı olarak düşündüğümüz hukuk/devlet düzeni, toplumdaki en kuvvetli ve sertlik kullanma yetkisini haiz teşkilat olarak, bireylerin bazı haklarını güvence altına alır.

Hukuk yardımıyla insanoğlu kendilerini daha azca tehdit altında ve dolayısıyla daha güvende hisseder.

Eşitlik; Hukuk düzeninin mühim bir işlevi, eşitlik sağlamasıdır. Kurallar, doğaları itibarıyla genel niteliktedir. Hukukun sağlamış olduğu eşitliğe çoğu zaman “kanun önünde eşitlik” denir.

Özgürlük; Hukukun değineceğimiz son işlevi, özgürlük sağlamasıdır. Hukukun olmadığı yerde güçsüzler başkalarının kölesi hâline gelebilir.

AÖF – Temel Bilgi Teknolojileri 1 Online Test

TEMEL BİLGİ TEKNOJİLERİ 1. ÜNİTE
v Data bir şeyin ya da bir olayın belirli bir hususi durumunu tanımlar. Bilginin önemi bir yargıda bulunmak, bir karar vermek için lüzumlu olmasından oluşur.
ü Düşünce, bir mevzuya ilişkin bir görüşe haiz olmaktır.
ü İlim, bir işin yapılmasına, bir aracın kullanımına ilişkin yeterliklere haiz olmaktır.
ü Bilgi, (enformasyon) herhangi bir mevzuya ilişkin data işlem süreci sonunda ortaya çıkan üründür.
Bilginin önemi daha da artmıştır. Bunun Sebepleri
v Bizim haiz olduğumuz seçenekler, dedelerimizin haiz olduğu seçeneklerden oldukca daha fazladır.

 
v Ulaşım bugünkü ile kıyaslanamayacak kadar güçtü. Seçeneklerin sayısı oldukça çeşitli nedenlerle arttı. Seçeneklerin artışının en mühim sebeplerinden biri üretim teknolojisindeki gelişmelerdir. Dedelerimiz ufak birer çevrenin içinde yaşıyorlardı.
v Eskiden, büyük oranda bilgiyi değerlendirmeyi gerektiren durumlarda, bizlere destek olacak araçlar olmadığı için, seçeneklerin birçoğunu baştan elemek zorundaydık. Bugün ise oldukca büyük miktarlardaki bilgilere kolaylıkla ulaşabilir ve onları kullanabiliriz. Informasyon teknolojisi, informasyon işlemekte kullanılan maddi cihazlar ile kavramsal araçların tamamıdır. Informasyon işlem sürecinin mamulü bilgidir. Süreçte işlenen malzemeye ise veri denir
Bilgiyi işlemekte kullandığımız araçlar iki ana grupta toplanabilir
1. Maddi cihazlar
2. Kavramsal araçlar
Informasyon işlemekte kullandığımız maddi cihazlar, telefon, radyo, tv, bilgisayar benzer biçimde cihazlardır. Kavramsal cihazlara örnek teşkil eden dil, alfabe benzer biçimde maddi olmayan şeylere haiz olmasaydık, tüm bu cihazlar hiçbir işe yaramayacaklardı.
BİLGİ İŞLEM SÜRECİNİN ADIMLARI
v Kaydetme, v Erişim,
v Sınama, v Hesaplama,
v Sıralama, v Gizleme,
v Sınıflandırma, v Çoğaltma ve
v Özetleme, v İletme.( bilgisayar ortamında yapılmazsa bir problem teşkil etmez.)

Her informasyon işlem sürecinde tüm işlem adımları mecburi değildir. Bazı süreçlerde bu adımlardan yalnızca birkaçı yer alabilir.
• Bir informasyon işlem sürecindeki işlem adımlarında değişik teknolojiler kullanılabilir.
Informasyon işlem sürecinde bilgisayar kullanmak
ü Fazlaca oranda verinin kolay işlenmesini sağlar.
ü Oldukça kısa sürede verileri kolaylıkla işler.
ü Oldukca yoğun ve karmaşık işlemleri kolayca gerçekleştirir.

v Data, bir karar vermekte anlam taşıyan, karar vericiye gerektiği zamanda ve ihtiyaç duyulan şekilde ulaştırılan ve doğru olan, işlenmiş veridir.
İnsanlık Zamanı: (1) avcı-toplayıcı, (2) ziraat, (3) endüstri ve (4) data toplumu olarak dört değişik aşamada incelenebilir
İnsanlar uzun süre avcı-toplayıcı olarak yaşadılar.
v Ortalama on bin yıl devam eden ziraat toplumunda, nüfusun büyük kısmı tarımla uğraşıyordu. Ekonominin temeli tarımdı. Dolayısıyla en kıymetli unsur topraktı. Ziraat devriminden sonrasında ikinci büyük devrim, endüstri devrimi gerçekleşmiş oluyordu. Şehirler daha ilkin hayal edilemeyecek kadar büyüdüler. Nüfusun mühim bir kısmı endüstri işçisi haline geldi. Sınaî üretim ekonominin temeli oldu, tarımın oranı ve önemi azaldı.
v 20. yüzyılın ikinci yarısının başlarında ilk bilgisayar yapılmış oldu. Aynı süreç içinde data toplumu terimi da kritik edilmeye başladı. Informasyon sektöründe çalışanların oranı hızla arttı. Artık en mühim kaynak enerji değil, bilgiydi.
v Ziraat toplumunda toprağa, endüstri toplumunda enerjiye haiz olan kuralı koyuyordu. Informasyon toplumunda ise kuralları bilgiye haiz olan atama etmeye başladı. Ziraat toplumlarında da data işleyenler vardı. Fakat ufak bir azınlığı oluşturuyorlardı. Endüstri toplumlarında araç-gereç işlemek ön plana çıktı. Informasyon toplumunda ise işlenen şey, harşer, rakamlar, sesler, görüntüler şeklinde sembollerdir.
v Informasyon toplumu fazlaca çeşitli açılardan endüstri toplumundan farklıdır. Sadece kim bilir en belirgin farklılık, informasyon toplumunda yaşayan bireylerin etken birer sembol üreticisi olabilmeleridir. Informasyon toplumunda yaşayanların Mühim bir kısmı, geçimlerini sembol işleyerek kazanırlar.

Birim 2
v Her ne kadar bilgisayarların kapasitesi devamlı olarak gelişmekte, boyutları küçülmekteyse de, ilk bilgisayardan bugüne tüm bilgisayarlar aynı prensiplerle çalışır.
İşlemci ve Ana Hafıza
v İşlemci, veriler üstünde işlem icra eden birimdir. İşlemciler iki sayıyı birbiriyle toplamayı bilir. Çıkarma, çarpma, bölme benzer biçimde öteki tüm işlemler, bir anlamda, toplamaya dönüştürülerek gerçekleştirilir. İşlemciler, ek olarak, iki sayıyı birbiriyle karşılaştırabilir. Şu demek oluyor ki iki sayı birbirine eşit değilse, hangi sayının büyük bulunduğunu bilir. Bilgisayar işlemcilerinin tanıdıkları rakamlar yalnız 0 ve 1’dir.

v İşlemci bilgisayarın en mühim unsurudur. Bilgisayarda meydana gelen her şey, işlemci vasıtasıyla gerçekleştirilir.
v Ana Hafıza, Bilgisayarın herhangi aniden işlemek durumunda olduğu bilgilerin saklandığı bellektir.
v Rassal Erişimli Hafıza(RAM), Ana belleğin kullanıcılara ayrılan kısmıdır.
v Salt Okunması mümkün Hafıza (ROM), Ana belleğin bilgisayar tarafınca kullanılan kısmıdır.
v İşlemci ve ana hafıza, bir arada, bir bilgisayarın temel bileşenlerini meydana getirirler.
v Bilgisayarların bu kadar kolay bir yapıyla, muhteşem karmaşıklıktaki işleri gerçekleştirebilmeleri, işlemcilerinin hızı ve belleklerinin büyüklüğü sayesindedir.
v Bilgisayarların bellekleri de bayt (İngilizce byte) cinsinden ölçülür.
v Bilgisayarın birimlerinin eşgüdümlü çalışabilmesini sağlamak için, her bilgisayarda bir tür saat vardır. Saat durağan(durgun) ve fazlaca kısa aralıklarla ilerler. Saatin darbeleri arasındaki süre bilgisayar birimlerinin en rahat işi gerçekleştirebilmeleri için ihtiyaç duyulan süredir. Saatin hızı, bilgisayarın hızını belirleyen en mühim faktördür. Günümüzün kişisel bilgisayarlarının saatleri, bir saniyede iki trilyon darbe vurabilir. Bir saniyede geçekleşen darbe sayısı Hertz (Hz) birimiyle anlatılır.
v Bilgisayar, oldukça kolay işleri bile oldukça uzun yollardan yapabilmektedir. Sadece ihtiyaç duyulan her işlemi o denli acele ve hatasız yapar, aynı işlemleri bıkmadan o denli oldukça kere tekrarlayabilir ki, sonuçta hepimizi fanatik bırakan işleri gerçekleştirebilir ve hayatımızı muhteşem seviyede kolaylaştırabilir.
Veri Yolları
v Veri Yolu, işlemci ile hafıza içinde karşılıklı olarak verinin taşındığı yoldur.
v Komutlar işlemciyi hafıza hücrelerinin adreslerine yönlendirir. Dolayısıyla bir tek hücrelerdeki verilerin değil, hücre adreslerinin de taşınması gerekir. Bu işlem de adres yolu isminde olan bağlantılar vesilesiyle gerçekleştirilir.
v Bilgisayar bileşenlerinin eşgüdümü sağlamak için ihtiyaç duyulan bilgiler de denetim yolu adında olan bağlantılar vasıtasıyla sağlanır.
Bilgisayar birimlerini üç ana başlık altında incelenir
ü Kullanıcının bilgisayara komut ve veri girişi yapmasını, bilgisayarın da kullanıcıya uyarı ya da neticeleri iletmesini elde eden, giriş-çıkış birimleri,
ü Veri, komut ya da sonuçların saklanmasını elde eden destek hafıza birimleri ve
ü Öteki Çevre Birimleri
GİRİŞ-ÇIKIŞ BİRİMLERİ
v Bilgisayara veri aktarmakta kullandığımız ve bilgisayarın elde etmiş olduğu neticeleri bizlere aktarmakta yararlandığı giriş-çıkış birimleridir.
Þ Klavye: En klasik ve sık kullanılan giriş birimi klavyedir. Bilgisayar klavyeleri daktilo klavyelerini çağrıştırır.
Þ Yazıcı:1970li yıllara kadar bilgisayarın temel çıkış birimi yazıcı idi. Bilgisayarlar işledikleri programların neticelerini, kullanıcıya, yazılı olarak iletirlerdi. Uzun seneler süresince bilgisayarla beraber satır yazıcı isminde olan bir yazıcı türü kullanıldı. Bir başka yazıcı türü nokta vuruşlu yazıcılardır. Nokta vuruşlu yazıcılarda bir sütun halinde dizilmiş olan iğnelerin mürekkepli şeride vurması yardımıyla, kâğıt üstünde noktalar oluşturulur. Her harf değişik nokta kombinasyonların dan oluşur. Nokta vuruşlu yazıcılar son aşama yavaştır, fakat satır yazıcılara kıyasla oldukca daha ucuz olduğundan, birçok uygulamada olmazsa olmaz kalite taşırlar. Nokta vuruşlu yazıcılar da son aşama sınırı olan olanaklara haizdir. Buna karşılık hızla yaygınlaşan sayfa yazıcılar, kullanıcının istediği her özelliği yazma kabiliyetine haizdir. Elinizdeki bu kitabın sayfalarının orijinalleri de, günlük gazete sayfalarının orijinalleri ve başka birçok şey benzer biçimde, sayfa yazıcılardan elde edilmiştir. Sayfa yazıcılar sayfayı hazırladıktan sonrasında bir kerede yazarlar.
Þ Ekran: Yazıcılar uzun seneler süresince alternatifsiz çıkış birimi olma özelliklerini korudular. Sadece 1980’li yıllarla beraber ekranlar yaygınlaştı. Ekranlardaki görüntüyü gerçekleştiren ufak noktalara px adı verilir. Ekran büyüklüğü inç ile anlatılır. l inç = 2,4 santimetre’dir
Þ Fare: Fare, ekranda çeşitli noktaları çeşitli biçimlerde uyararak bilgisayara data ya da tercihlerimizi ulaştırmamızı elde eden cihazdır. Dolayısıyla farenin kullanılabilmesi için, belirli özelliklere ve çözünürlüklere haiz ekranlar gerekiyordu. Fareler sadece ekran teknolojisi kabul edilebilir düzeyde geliştikten sonrasında mümkün oldu. Günümüzde en yaygın kullanılan fare türü olan yol faresi, masanın üstünde kullanıcı tarafınca hareket ettirildikçe, bu hareketi bilgisayara aktarır Optik farelerde mekanik unsurlar yoktur. Optik fare, hususi fare altlığı üstünde hareket ettirilir ve farenin hareketi bu hususi altlık yardımıyla optik olarak algılanıp bilgisayara aktarılır. Yaygın olarak dizüstü bilgisayarlarla kullanılan fare türü ise iz topu adını alır. iz topunun prensipleri yol faresininki ile aynıdır. Sadece dizüstü bilgisayarlarda genel olarak fareyi kullanmak için uygun bir tabla olmadığı için, farenin topu, bir yuva içinde bilgisayara yerleştirilmiştir. Bu top parmakla ya da avuç içiyle döndürülerek, ekrandaki fare imlecinin hareket etmesi sağlanır. fiekil 2.7
YARDIMCI BELLEK BİRİMLERİ
v Durağan(durgun) diskler: En eski kişisel bilgisayarlarda olmasa da, günümüzde her kişisel bilgisayarın bir durağan(durgun) diski vardır. Özetlemek gerekirse yalnız disk olarak da adlandırılan durağan(durgun) disk, tıpkı ana hafıza şeklinde, kullanıcının herhangi bir halde erişemeyeceği bir ortamdır. Bilgisayarı
n durağan(durgun) disk sürücüsü, direkt işlemci ve ana bellekle bağlantılıdır. Bilgisayar durağan(durgun) diskteki verileri okuyabilir ve değiştirebilir. Durağan(durgun) disk, oldukca sayıda manyetik plaktan meydana gelir Bir kişisel bilgisayar birden fazla durağan(durgun) diske bağlanabilir. Günümüzde durağan(durgun) disklerin kapasiteleri onlarca GB (gigabayt) olabilmektedir. Bir GB’ın 1000 MB’tan daha büyük olduğu düşünülürse, durağan(durgun) disklerde saklanabilecek veri hacminin büyüklüğü de ortaya çıkar. Diskin hızı, diskte belirli bir adrese erişim hızı anlamına gelir. Diskler, en esnek ve kullanışlı destek hafıza ortamlarıdır
v Disketler: ilk kişisel bilgisayarların tek destek belleği disketlerdi. Disketler bir tek manyetik plaktan meydana gelir. Manyetik plak sert bir plastik muhafaza içine saklanmıştır. Disket bilgisayarın disket sürücüsüne takılarak kullanılır.
Disketlerin muhafazaları, bir köşesi kesik bir kare biçimindedir. Karenin bir kenarının uzunluğu, disketin tipini belirler. Günümüzde kullanılan disketlere 31/2 disket adı verilir zira bir kenarı 31/2 inç uzunluktadır. bir disketin kapasitesi de uzun senelerdir 1.44 MB olarak durağan(durgun) kalmıştır. Tüm bunlara karşın disketlerin fazlaca mühim avantajları vardır. Bir bilgisayardan bir başka bilgisayara ufak miktarlı verileri taşımakta disketler oldukca işlevseldir. Ek olarak bilgisayarda bir tek disket sürücüsü olmasına
karşın, kullanıcı binlerce değişik disketten bir kütüphane yapabilir.
v CD’ler: İngilizce Compact Disc teriminin kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ve gene İngilizce okunuşuyla derhal tüm dünyada si-di olarak adlandırılan CD’ler, fazlaca daha süratli, fazlaca daha güvenli ve oldukça daha yüksek kapasiteli birer disket olarak düşünülebilir. Sadece bu şekilde bir benzetme bir tek fonksiyon açısından anlamlıdır, zira CD teknolojisi ile manyetik disket teknolojisi birbirinden oldukça farklıdır. Bilgisayar CD’lerinin teknolojisi, aslen, müzik CD’lerinin teknolojisiyle tamamen aynıdır. Bilgisayar CD sürücüleri, müzik CD’lerini de işleyebilir. Eğer bilgisayara bağlı
ses gösterim aygıtları var ise, müzik CD’leri bilgisayar vesilesiyle dinlenebilir. CD’nin kapasitesi 700 MB civarındadır. Bu kadar büyük miktardaki veriye karşın, CD’de belirli bir adrese ulaşmak, disketlere kıyasla oldukca daha kısa süre içinde gerçekleşir.
v DVD’ler: İngilizce Digital Video Disc kelimelerinin baş harfleriyle adlandırılan DVD’ler (dividi okunması mümkün) görünüş olarak CD’leri, DVD sürücüleri de CD sürücülerini çağrıştırır. Sadece DVD’ler CD’lerin 20 katı kadar veri depolayabilir. Bu yüzden günümüzde DVD’ler çoğu zaman beyazperde filmlerinin sayısal ortamda saklanması amacıyla kullanılır.
v Tarayıcılar: Bilgisayarlar uzunca bir süre süresince ağırlıklı olarak sayıları işlemekte kullanıldı. Sadece yazılı dokümanların da bilgisayarla işlenmesinin zamanı de bir fazlaca eskidir.inc, bir uzunluk birimidir.
v Ses Araçları: Çizim ve fotoğraflardan sonrasında sesin de sayısallaştırılıp bilgisayar yardımıyla işlenmesi gündeme geldi. Bir kişisel bilgisayarın ses işlemek amacıyla kullanılabilmesi için ek donanımlar gerekir.
v Sayısal Kameralar: Sayısal kamera teknolojisi hemen hemen oldukça hızla gelişmektedir. Günümüzde çekilen fotoğrafları direkt bilgisayara aktaran kameralar kadar, hareketli görüntüleri bilgisayara aktaran kameralar da vardır.
v Tv Kartı: Hareketli görüntünün bir deposu da tv yayınlarıdır. Bilgisayara takılacak bir tv kartı yardımıyla, tv yayınları da bilgisayar ortamına aktarılabilir
v Modemler: Günümüzde derhal her türlü yazışma sayısallaştırılmıştır. Dolayısıyla tv yayınlarından telefon görüşmelerine kadar derhal her veri transferi, sayısal hatlar üstünden sayısal olarak yapılmaktadır. Modemler telefon hatlarını kullanarak bilgisayar içinde iletişimi ve dolayısıyla veri transferini elde eden cihazlardır.

ÜNİTE 3
• Yazılım(program) terimi: belirli bir işi gerçekleştirme si için bilgisayara verilen komutların toplamına bilgisayar programı denir. Bir bilgisayar sitemini bir araya getiren iki temel bileşimin biri donanım diğeri yazılımdır. Donanım bilgisayar sitemin maddi unsurları yazılım ise maddi olmayan unsurlarıdır.
• Bilgisayar işlemcisi sadece ana bellekte yer edinen komutları işleyerek kendinden beklenen görevi yerine getirebilir.
• İşletim sistemin: Bilgisayarın açılısında kendiliğinden çalışan ve bilgisayarı komut bekler duruma hazırlayan programlar bütününe denir
• Bilgisayarlar bir tek sıfır ve birlerden oluşan bir alfabeye haizdir
• Değişik bilgisayar donanımları için benzer işleri meydana getirecek programlar geliştirilmiştir, bu programlara birleştirici diller adı verilir.
• Programlama dilleri iki genel kategoriye ayrılır yorumlayıcılar ve derleyiciler. Yorumlayıcılar çoğu zaman şöyleki çalışır: Komut, yorumlayıcı isminde olan bir bilgisayar programına gönderilir. Her bilgisayar dilinin yorumlayıcısı farklıdır. Yorumlayıcı komutun kullanılan dilin söz dizim kurallarına uygun olup olmadığını denetler eğer uygunsa birleştirici dile çevirir, işlenmek suretiyle yollar ve programın izleyen komutuna geçip aynı işlemi tekrarlar aksi halde programı uygulamayı keser ve kullanıcıya uyarı mesajı yollar. Derleyiciler ise programdaki tüm komutları okur hiçbirini çalıştırmadan ilkin her birini denetler eğer uygunsa birleştirici dile çeviri eder ve çalıştırmak suretiyle yollar aksi halde hatalı komutları işaret eden bir mesajı kullanıcıya gönderir. Her programlama dilinin derleyicisi farklıdır. Derleyici yabancı dil bilen bir tercüman olarak görülebilir.
• Birleştirici diller bilgisayar programcılarının yaşamını kolaylaştırmak amacıyla geliştirilmiş hususi bilgisayar programlarıdır.
• Paket programlar: herhangi bir amaç için hazırlanmış ve bilgisayar mevzusunda uzmanlık gerekmeden kullanılabilecek olan bilgisayar programıdır. Belirli bir probleme ya da uzmanlık alanına yönelik paket programlara uygulama yazılımlar denir. Kişisel verimliliği arttırıcı programlara ise ofis yazılımları adı verilir. Programlama dili bilme ihtiyacı paket programların yaygınlaşmasıyla azalmıştır. Mesela hazır bordro programı bir tür uygulama yazılımlardan biridir.
• İşletim sistemi: Bilgisayar kaynaklarının yönetimini gerçekleştirmek için fazlaca sayıda programın bir arada kullanılmasıdır. Bilgisayarın en temel yazılımı işletim sistemidir, çeşitli görevleri üstüne alan fazlaca sayıda minik programdan oluşur, işletim sisteminin bileşenleri bilgisayar donanımının bileşenlerini denetler. Temel görevi bilgisayar kaynaklarının yönetimidir. Ana hafıza, destek hafıza benzer biçimde temel bilgisayar kaynaklarının yanı sıra her türlü çevre birimi de işletim sistemi tarafınca yönetilen bilgisayar kaynaklarıdır.
• Bilgisayar sistemi donanım ve yazılım bir araya ulaşınca sadece tamamlanır. Kuramsal olarak her hangi bir yazılım olmayan bir bilgisayardan yararlanmak mümkün şeklinde görünse de ergonomik olarak mümkün değildir.

ÜNİTE 4
• İşletim sistemi, kullanıcılar ve bilgisayar sistemini oluşturan tüm donanım ve yazılımlar içinde yorumlayıcı ve düzenleyicidir. İşletim sisteminin görevi yalnız yorumlamakla sınırı olan değildir. Günümüzde gelişen bilgisayar teknolojisi birçok uygulamanın aynı anda yapılmasına olanak sağlamaktadır(rapor yazarken müzik dinlemek).
• İşletim sisteminin bir görevi de trafik polisi benzer biçimde veri trafiğinin doğru ve tertipli akmasını sağlamasıdır. Tüm bu tarz şeyleri yaparken işletim sistemi bilgisayar kaynaklarını gözetler, değerlendir, her uygulamanın ana işlemciden gerekseme duyacağı düşünme süresini belirler, ayarlar ve işlemleri aksatmadan tamamlar buna ek olarak belleği denetim ederken ekran ve modem şeklinde harici öğelerin de çalışmasını düzenler.
İşletim sistemi türleri
1. Gerçek zamanlı işletim sistemleri: Değişik makine birimlerini, bilimsel çalışmalarda kullanılan vasıta geçleri ve endüstriyel sitemleri denetlemek için kullanılır. Ara yüzü kapasitesi oldukça sınırlıdır. Herhangi bir işlem gerçekleştiğinde bunun her defasında aynı sürede yapılmasını sağlar.
2. Tek kullanıcı-tek vazife: Tek kullanıcının her defasında tek bir işi yapabilmesine yönelik tasarlanmıştır. Ör avuç içi bilgisayarların işletim sistemi
3. Tek kullanıcı-çoklu vazife: Masa üstü ve diz üstü bilgisayar sistemleri buna örnektir (Windows ve Macintosh) Tek bir kullanıcı aynı anda birden oldukca işi yerine getirebilir.
4. Çoklu kullanıcı: Değişik birçok kullanıcının bilgisayar kaynaklarından aynı anda yararlanmasına olanak tanıyan işletim sistemleridir. (Unix ve MVS) Çıkabilecek sorunların tüm kullanıcıları etkilememesi sağlanır.
İşletim sisteminin temel işlevleri
• Bilgisayarın açma düğmesine basıldığında ilk yüklenen ve çalışan program çoğu zaman bilgisayarın salt okunması mümkün belleğinde(rom) bulunan bir takım bilgidir. Temelde işletim sistemlerini iki görevi vardır ilki işlemci, hafıza, disk alanı vb. bilgisayar sistemini donanım ve yazılım kaynaklarını yönetmek, ikincisi de uygulamalarla donanım arasındaki iletişimi kurup düzenlemek ve bunu belirli, tutarlı bir halde devam ettirmektir.
• Değişik programların aynı anda aksamadan çalışabilmesi işletim sisteminin hafıza ve gizleme işleviyle ilgilidir.
• İşletim sistemi bilgisayarın belleğini yönettiğinde iki temel görevi yerine getirir. Bunlardan ilki her işlemin görevini yerine getirebilmesi için kafi oranda bellekten yararlanması ve bu sırada işlemlerin birbirini engellememesidir. İkinci görevi ise sistem içindeki değişik hafıza türlerinin uygun halde kullanılmasıdır. Bu değişik hafıza türleri hızlarına gore Yüksek süratli ön hafıza, ana hafıza, ikincil ya da sanal bellektir.
1. Yüksek süratli ön hafıza: Diğerlerine bakılırsa daha süratli ve daha minik birimlerle anlatılan ve süratli bağlantılarla merkezi işlem biriminin kullanımına yönelik olan hafıza türüdür.
2. Ana hafıza: Temel bellektir. Mb, Gb şeklinde ölçü birimleriyle anlatılır.
3. İkincil ya da sanal hafıza: İşletim sisteminin kontrolü altında sanal ram olarak çalışan uygulama ve verilerin hemen sonra kullanılmak suretiyle saklanmasını elde eden manyetik gizleme ortamlarına verilen isimlerdir.

• İşletim sistemi bu değişik hafıza türleri yardımıyla değişik işlemlerin gereksinimlerini dengeler ve verilerin mevcut bellekler içinde tertipli akışını sağlar.
• Kullanıcı ara yüzü: Bilgisayar ve kullanıcı arasındaki etkileşimin yapısını oluşturmaktadır

-Dosya: Bilgisayar sisteminde verilerin ve programların bulunmuş olduğu data kümeleridir. Tüm dosyalar ikili sayı sistemleri kullanılarak oluşturulur, klasörlerin içinde bulunur.
-Sürücü: Bilgisayarda bulunan veri ve program dosyalarının saklandığı durağan(durgun) disk, disket ve CD rom ortamlarıdır.
-Klasör: Dosyaların ve programların bulunmuş olduğu bölümler ve onların alt bölümleridir. Dosya yapısı değişik klasörlerde yer edinen dosyaları ifade eder(bilgisayar bir kitaplıksa sürücüler kitaplığın temel kısmı, ana klasör C sürücüsü, bu sürücünün altında bulunan klasör ve alt klasörler kitaplığın rafları gibidir. Tüm bu yapıya dosya yapısı denir)
İşletim sisteminin kullanımı
v Masaüstü: Programların çalıştırıldığı kısa yolların, belgelerin ve öteki nesnelerin depolandığı yerdir.
Kısayol: Değişik program yada uygulamayı masa üstünde çalıştırılmak suretiyle oluşturulan nesnelerdir.
v Masaüstünde sağ tıklama yaptığımızda gelen menüde bulunan nesneleri isimlerine, türlerine vb’ne gore sıralamak için simgeleri yerleştir, masa üstünde dağının nesneleri otomatikman sıralanmasını sağlamak için simgeleri diz, nesneleri yerleştirmek için bir klasöre ve dosyaya gereksinim duyulduğunda yeni seçeneğinden yararlanılır. Arka plan, erkan koruyucu vb görünüm ayarlarını yapmak için özellikler seçeneği kullanılır.
v Başlat menüsü durağan(durgun) diskteki programlara ve son olarak kullanılan belgelere ulaşmamızı sağlar. Başlat menüsü bununla birlikte bir çıkış menüsüdür. Programları başlatmak ve belgeleri açmak için vasıta çubuklarından yararlanırız. Başlatılan programların, oluşturulan klasörlerin ve uygulamaların masa üstünde konumlandığı yer ise vazife çubuğudur. Açık olan pencereler içinde gezinmeyi elde eden klavye kısa yolu Alt+Tab (sekme)’dır.

ÜNİTE 5
MENÜLER
v Dosya: Dosyaların oluşturulması, saklanması, yazıcıya gönderilmesi vs şeklinde dosya yönetimine ilişkin komutları ihtiva eder. Bu komutlar; Yeni (ctrl+N), Aç (ctrl+O), Kapat (bir tek sayfayı kapatır programı kapatmaz), Kaydet (ctrl+S), Değişik kaydet, Sayfa yapısı, Yazdır (ctrl+P), Çıkış (hem sayfadan hem programdan çıkmayı sağlar)
v Seviye: Seviye menüsü dosya içine düzenleme yapmamızı elde eden komutları ihtiva eder. Bu komutlar; Kes (ctrl+X), Kopyala(ctrl+C), Yapıştır(ctrl+V), Tümünü seç(ctrl+A), Bul (ctrl+F), Değiştir(ctrl+H), Git(Alt+ctrl+G)
v Görünüm: Dosyayı yakınlaştırmak ve uzaklaştırmak, değişik biçimlerde göstermek ve bunun benzer biçimde ekran görünümünü ayarlamaya ilişkin komutları ihtiva eder. Bu komutlar; Vasıta çubukları, Yakınlaştır, Üst informasyon-Alt informasyon, Düzgüsel vb.
v Ekle: Oluşturulan dosya içine yazılıma bağlı olarak değişik nesneler eklememizi elde eden komutlar ihtiva eder. Bu komutlar; Fotoğraf, Nesne, Tarih-Saat, Sayfa numaraları vb.
v Şekil: Dosya içinde karakterlere, paragraflara, satırlara, sayfalara, sütunlara vs istediğimiz biçimi vermemize destek olan komutları ihtiva eder. Bunlar; Karakter, paragraf, haddelendirme ve numara vb.
v Araçlar: Yazım denetimi yapma, vasıta çubuklarının ihtiva ettiği komutları kendimize gore ayarlama vb. değişik araçları program içinde çalıştırmamıza olanak tanıyan komutları ihtiva eder. Bunlardan en sık kullanılanı lügat denetimidir.
v Pencere: Aynı anda açık olan değişik dosyalara kolay ulaşmamızı, dosya ya da program pencerelerini istediğimiz benzer biçimde ayarlamamızı kolaylaştıran komutlar ihtiva eder.
v Yardım: Yaptığımız işe ya da genel olarak yazılıma ilişkin destek bilgilere ulaşmamızı elde eden komutları ihtiva eder. Bu menüye F1 kısa kanalıyla da ulaşılabilir.

ÜNİTE 6

KELİME İŞLEMCİLER
v Bilgisayar ortamında metin oluşturma, biçimlendirme, gizleme vs işlemlerini kolaylaştıran yazılımlardır. Ör Microsoft Word, Word Perfect
• Kelime işlemci programlarında metinlerin yazıldığı ve düzenlenmiş olduğu alana Sayfa, Enter düğmesi tıklandığında tamamlana yazı bütününe Paragraf, metni oluşturan harf, sayı, sembol ve boşluklara ise Karakter adı verilir.

Kelime işlemcilerin genel özellikleri
v Hemen sonra kullanılmak amacıyla belgeleri saklamak
v Metin ekleme ve silme
v Arama ve değişiklik yapma
v Metni kopyalama ve başka yere aktarma
v Kelime kaydırma
v Karakter ve görünüm değişiklik yapma
v Otomatik altbilgi, üstbilgi ve sayfalandırma
v Başka bir kelime işlemcide hazırlanan metni eklemek
v Kelimelerin yazılışını denetleme ve düzeltme
v Grafik eklemeye izin verme
v Posta ekleme
v Klasör ve içindekiler sayfası oluşturma
v Metni kâğıda dökmeden ilkin ekranda seyretme
v Yoldam oluşturma

ÜNİTE 7
İŞLEM TABLOLARI
ü Bilgisayar ortamında oluşturulan elektronik bir emek verme sayfasıdır. İşlem tabloları sayıları içeren detayları anlamlı parçalara ayırmamıza, anlaşılır halde ve istediğimiz düzende sunmamıza, gerektiğinde bu bilgilerle hesaplamalar yapmamıza, meydana getirilen hesaplardaki değişimleri kolay gerçekleştirmemize vs destek olmak için tasarlanmış yazılımlardır.
ü İşlem tablolarının genel özellikleri: Sayısal verileri sunmak, yorumlamaya destek olmak, karmaşık hesaplamalar ve işlemler yapmak, değişimleri kendiliğinden güncellemek ve eğer türü sorular sormaya olanak tanımaktır.
ü İşlem tablolarında hücre; işlem tablosuna girmek istenen verilerin yazıldığı ufak kutucukların her biri olup etken hücre ise veri girmeye hazır olan hücredir.

ü İşlem tablolarında hücrelere üç ayrı veri girilebilir. Bunlar; değerler, etiketler ve formüllerdir.

ü İşlem tablosuyla oluşturduğumuz dosyalara emek verme kitabı adı verilir. Emek harcama sayfası ise verileri girdiğimiz, lüzumlu hesaplamaları ve işlemleri gerçekleştirdiğimiz satır ve sütunlardan oluşmuş alandır.

ü Exel’de formül ve fonksiyonlar eşit(=) işaretiyle başlamalıdır aksi halde bunlar etiket olarak algılanır.

İsmet Yılmaz Müfredat Değişecek !

Ulusal Eğitim Bakanı Yılmaz, yeni müfredat taslağını deklare etti. Bakan Yılmaz’ın açıklamasına gore; “Yeni müfredat Eylül ayında başlamış olacak yeni eğitim-öğretim yılından itibaren hayata geçecek. Yeni müfredat ile ders sayıları azaltılacak, ders içerikleri sadeleştirilecek.

İşte İsmet Yılmaz’ın açıklamasından satır başları:

Önümüzdeki eğitim öğretim yılı itibariyle, bu yıl ve gelecek yıl hiçbir öğrencimiz değişen müfredattan dolayı TEOG ve LYS’den etkilenmeyecektir.

Kamuoyunun görüşlerine sunulan yeni müfredatla ilgili bu süreçte, programlarla yada ders programları ile ilgili söylenecek bir eleştiri var ise bu zamanda söylenmesini istiyoruz.

1. derslik. 5. derslik ve 9. derslik öğrencilerimiz yeni müfredatla eğitim görecekler.

Sömestr tatilinde telafi eğitimi  koymuyoruz. Dinlence tatildir. Şubat’tan sonrasında okul süreci başlamış olacak. Öğretmenler o  ders saatleri içinde o günlerde kayıpları telafi edecekler

GÖRÜŞLERİ BEKLİYORUZ

Bugünden itibaren bir ay süre ile öğretmenlerimiz, velilerimiz ve bir görüşüm var diyen her insanın görüş ve önerilerini bekliyoruz. Web sayfamızdan yeni müfredata ulaşabilirsiniz.

10 Şubat’a kadar tüm halkımız yeni müfredatla ilgili görüşlerini bizlere sunmalı.

53 FARKLI DERS

53 değişik dersle ilgili taslak programlar hazırlanmıştır. 19 değişik ders ilköğretim için, 34 değişik ders ortaöğretim için hazırlanmıştır. Bu taslaklar askıya çıkarılmıştır.

Bu programa 1000’in üstünde arkadaşımız katıldı.

Genel müdürlüklerin koordinatörlüğünde komisyonlar taslak programları hazırladı. Ülke genelinde uzmanlar girdi sağlamış oldu. Talim Terbiye Kurulu inceledi ve askı sürecine çıkarıldı.

Taslak programa hazırlanırken, öğretim programlarıyla ilgili çalışmaların başlangıcında üniversite eğitiminde ve günlük hayatında başarıya ulaşmış olmaları için data ve becerileri öncelik edildi.

Dünya ölçeğinde eğitimde başarı göstermiş ülkerin tecrübelerinden faydalanıldı. Bunların ışığında bu taslak program milletimizin görüşlerine açıldı.

DERS SAATLERİ

Ders sayılarını hemen hemen belirlemedik. Yeni müfredat Eylül ayında başlamış olacak yeni eğitim-öğretim yılından itibaren hayata geçecek. Yeni müfredat ile ders sayıları azaltılacak, ders içerikleri sadeleştirilecek.

Okullarımızdaki ders saatlerinin azaltılmasıyla ilgili bir emek verme yapılmamıştır, yapılmayacaktır. Ders saatlerini arttırmamız lazım. İçeriğinin azaltılması daha doğru diye düşünüyorum.

Gelen tavsiyeler tartışılıp incelenecek. Kademeli bir geçiş yapacağız. 10 Şubat’tan 20 Şubat’a kadar Talim terbiye kurulunun onay süreci var ondan sonrasında kitap yazımlarına başlanacak.

KPSS Sözcüğün Yapısı Konu Anlatımı

Sözcüğün Yapısı konumuzda rahat sözcükler, türemiş sözcükler, birleşik sözcükler başlıklarını inceleyeceğiz. Önceki konumuzda Noktalama İşaretlerini işlemiştik. Sıradaki kpss türkçe dersi mevzumuz ise Sözcüğün Yapısı olacaktır.

Sözcüğün Yapısı

Ilkin dil bilgisi mevzusuna değinmek gerekirse;

Kök: Bir sözcüğün; ek almadan, anlamlı, en ufak birimine kök denir. Kökler türleri bakımından ikiye ayrılır.

1. İsim Kökleri: Sonuna -mek, -mak (mastar eki) gelemeyen köklerdir.

ev, otomobil, çiçek, böcek, ağaç benzer biçimde…

2.Eylem Kökleri: Sonuna -mek, -mak gelen köklerdir.

oku-, yaz-, kalk-, yap- benzer biçimde…

Ek ise kökten sonrasında gelen ve kök ile anlamca bağ kuran parçadır. Bir sözcüğün kökü ile ek aldıktan sonraki hali içinde ne olursa olsun anlamca bir bağ bulunması gerekir.

bil- gi = kökü bil olabilir şundan dolayı bil ve data içinde anlamca bir bağ vardır.

Lügatımızda ekler iki gruba ayrılarak incelenir.

1. Yapım ekleri: Sözcüğün yapısı, anlamı ve kimi zaman de türünü değiştiren eklere yapım eki denir.

gör- gü      bil- im      su- layaz-ar        gez-i         göz- cü

2.Çekim ekleri: Eklendikleri sözcüğün anlamını, yapısını ve türünü değiştirmeyen bir tek görevini belirleyen eklere çekim ekleri denir.

a. Ad durum ekleri:

-i eki (belirtme) → ev-i

-e eki (yönelme)→ ev-e

-de eki ( bulunma) → ev-de

-den eki (ayrılma) → ev-den

b. Tamlama ekleri: -in eki (tamlayan), -i eki (tamlanan)

ev-in iç-i , kapı-nın kol-u

c. İyelik ekleri:

Bir varlığın neye, kime ilişkin bulunduğunu belirten eklerdir.

ev-i-m → benim

ev-i-n→ senin

ev-i-miz → bizim

ev-i-niz→ sizin

ev-leri→ onların

d. Çoğul eki:

ev-ler, ağaç-lar

e. Şahıs ekleri

çık-tı-m → ben         çıktı-nız→siz

çık-tı-n→sen             çık-tı → o

çık-tı-k → biz            çık-tı-lar→ onlar

g. İlgi zamiri (-ki)

senin-ki

benim-ki

bizim-ki

Sözcüğün Yapısı

Lügatımızda sözcükler yapı bakımından üçe ayrılmaktadır.

1. Kolay sözcükler: Yapım eki almayan bir tek çekim eki alabilen sözcüklerdir.

gözler, köy, evim…

2. Türemiş sözcükler: Yapım eki almış sözcüklerdir.

göz-lük, ver-gi, balık-çı, bil-gi…

3. Birleşik sözcükler: birden oldukca sözcüğün anlam yada yapı açısından kaynaşması ile oluşan sözcüklerdir.

affetmek, bilgisayar, pazartesi, kahvaltı, hanımeli, terk etmek…

Kpss genel kabiliyet türkçe dersi Sözcüğün Yapısı konusunu tamamladık.

KPSS Ünsüzlerle İlgili Ses Olayları Konu Anlatımı

KPSS Ünsüzlerle İlgili Ses Olayları Konu Anlatımı

Ünsüzlerle İlgili Ses Vakaları mevzusunda ünsüz düşmesi, ünsüz türemesi, ünsüz yumuşaması şeklinde başlıklar ele alınmaktadır. Ünsüzlerle İlgili Ses Vakaları mevzusundan ünlülerle ilgili ses vakalarında olduğu şeklinde önceki yıllarda daha ender sorular gelmekteydi. Fakat değişen kpss sistemi ve mevzu ağırlıkları dil bilgisi mevzularından gelen sual sayısını arttırdı. Kpss sınavında çıkabilecek olası sorulardan biri de bu mevzudan gelecektir.  Geçtiğimizbölümde ünlülerle ilgili ses vakalarını inceledik. Bu bölümümüzde ise Ünsüzlerle İlgili Ses vakalarını inceleyeceğiz.

Ünsüzlerle İlgili Ses Vakaları

1. Ünsüz Düşmesi

Ünsüz düşmesi iki ekle olabilir. Bu ekler -cik ve -l ekleridir.

minik-cük→ küçücük          minik-l→ küçülmek

küçük-cık→ufacık                   küçük-l→ ufalmak

sıcak- cık→ sıcacık              alçak-l→ alçalmak

alçak-cık→ alçacık              yüksek-l→ yükselmek

ast- teğmen→ asteğmen      üst- teğmen→ üsteğmen

2. Ünsüz Türemesi

“Etmek” ve “olmak” eylemleri yabancı kökenli bir sözcük il beraber kullanıldığında kimi zaman ünsüz türemesi meydana gelir.

af etmek→ affetmekhis etmek→ sezmek

zan etmek→ zannetmek

ret etmek→ reddetmek

Sen bu cezayı hakketmedin. ( yanlış)Sen bu cezayı hak etmedin. (doğru)

Kimi zaman de ünsüz türemesi bir sözcüğün meşhur ile süregelen bir ek aldığında görülebilir.

Sırrımı her insana anlatmış.Hakkını ne olursa olsun aramalısın bu mevzuda.

A şıkkı kati yanlış bence.

Benzin zammı artık tüm halkı bezdirmiş durumda.

3. Ünsüz Yumuşaması

“p,ç,t,k” ünsüz harfleriyle biten bir kelimeden sonrasında meşhur il başlamış olan bir ek gelirse bu ünsüz harfler yumuşayarak “b,c,d,g,ğ” ünsüz harflerine dönüşür.

p, ç, t, k ünsüzleri ile biten sözcük → meşhur ile başlamış olan ek “b,c,d,g,ğ”

kitap- ım → kitabımağaç- a→ ağaca

kağıt-ın → kağıdın

renk-i → reng

ibıçak- ın→ bıçağın

yurt- um → yurdum

gidiyorum → git       yardım ediyor → etsaçı ağarmış → ak       çoğunluk → fazlaca

p, ç, t, k ile biten her kelime yumuşamaya uğramayabilir.  Bu vakaya ünsüz yumuşamasına aykırılık denir.

millet- im → milletimsanat-ın → sanatın

hukuk-un → hukukun

terbiye-a → ahlaka

ip- e → ipe

top- un → topun

saç- ım → saçım

kabahat- un → suçun

seç- im → seçim

Görüldüğü şeklinde bu sözcükler p,ç,t,k ile bitmesine karşın yumuşamaya uğramamış ve aynı kalmıştır.

Hususi isimlerde yumuşama gösterilmez fakat okunurken hususi adlar yumuşatılarak okunması mümkün.Irak’ın → doğru

Gaziantep’e → doğru

Kpss genel kabiliyet Türkçe dersi Ünsüzlerle İlgili Ses Vakaları konusunu işledik.

KPSS Ünlülerle İlgili Ses Olayları Konu Anlatımı

KPSS Ünlülerle İlgili Ses Olayları Konu Anlatımı

 

Ünlülerle ilgili ses vakaları mevzusunda büyük meşhur uyumu ( kalınlık – incelik uyumu ), minik meşhur uyumu ( düzlük – yuvarlaklık uyumu ), ulama, meşhur düşmesi ( hece düşmesi ) , meşhur üremesi, meşhur daralması ve meşhur değişmesi benzer biçimde başlıklar ele alınmaktadır. Ünlülerle İlgili Ses Vakaları mevzusundan önceki yıllarda daha ender sorular gelmekteydi. Fakat değişen kpss sistemi ve mevzu ağırlıkları dil bilgisi mevzularından gelen sual sayısını arttırdı. Kpss sınavında çıkabilecek olası sorulardan biri de bu mevzudan gelecektir.  Geçtiğimiz bölümde Paragraf- Ana Fikir- Paragraf yapısını inceledik. Bu bölümümüzde ise Ünlülerle İlgili Ses vakalarını inceleyeceğiz.

Ünlülerle İlgili Ses Vakaları Bölüm

Türkçede ses özelliklerini iki başlık altında toplayabiliriz. Bu başlıklar ünlülerle ilgili ses vakaları ve ünsüzlerle ilgili ses vakaları olarak ikiye ayrılır.

1. Büyük Meşhur Uyumu (Kalınlık- İncelik Uyumu)

Türkçede bir sözcük kalınca meşhur ile (a,ı,o,u) başlıyorsa kalınca bir meşhur ile devam edip bitmelidir. İnce bir meşhur ile (e,i,ö,ü) başlıyorsa ince meşhur ile devam edip bitmelidir.

Çiçeklerin→ uyar        duyduklarımız → uyar         kollarım→uyar
tarihin→ uymaz           kalemler→ uymaz

Türkçe olmalarına karşın sonradan değişip büyük meşhur uyumuna uymayan sözcükler vardır.

ana→annealma→ elmak

arındaş→kardeş

kangı→hangi

2. Ufak Meşhur Uyumu (Düzlük- Yuvarlaklık Uyumu)

Ünlülerle ilgili ses vakalarında ufak meşhur uyumu kuralı ;

a,e,ı,i → a,e,i,ı                                  o,ö,u,ü → a,e,u,ü
  • Kuralda da görüldüğü şeklinde Türkçede “o, ö” sesleri yalnız ilk hecede bulunur. Öteki hecelerde olduklarında o kelime ufak meşhur uyumuna uymaz.
telefon             tv            gidiyor                  arıyor

Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü benzer biçimde “o” sesi ilk hece haricinde öteki hecelerde de yer almış olduğu için bu kelimeler ünlüler ile ilgili ses vakalarından minik meşhur uyumuna uymaz.

gördüklerim→uyar                        kollarımızı→uyar                               gözlerini→uyar
kavurma→uymaz                           kılavuz→uymaz                 mektup→uymaz

Tek heceli ve birleşik sözcüklerde meşhur uyumları aranmaz.

3. Ulama

Ünsüz ile biten bir sözcükten sonrasında meşhur harf ile süregelen başka bir sözcük gelirse bu iki sözcük içinde ulama yapılabilir. Ulama noktalama işaretlerinin olduğu yerde yapılmaz.

Ben-  evden-  ayrılırken – onun – okuldan-  eve – döndüğünü  – gördüm.

Son iki bölümde ulama yapılamaz şu sebeple ilk sözcükler meşhur ile eksikleri olan ve sonraki sözcükler meşhur ile başlamamıştır.

4. Meşhur (hece) düşmesi

Ünlülerle ilgili ses vakaları mevzusundan meşhur düşmesini üç halde inceleyebiliriz:

a. İki heceli bazı sözcüklere meşhur ile süregelen bir ek ulaştığında ikinci hecedeki ünlüler düşer.

  • ağız-ım →ağzım      yaşam-üm →ömrüm
  •  boyun-un →boynun     burun-un →burnun    kent-e → şehre
  • Şehire azca kaldı. → yanlış
  • Şehre azca kaldı. → doğru       (Meşhur düşmesine uğramış bir sözcüğü düşmemiş olarak yazarsak yazım hatası olur.)

b. Bazı sözcükler birleşme esnasında meşhur düşmesine uğrayabilir.

  • Ne+aslolan→ Iyi mi           Kayın+ana→Kaynana        Cuma+ertesi→Cumartesi         Ne+için→Niçin
  • yitik etmek→ yitirmek
  • bulgu etmek→ keşfetmek
  •  hapis olmak→ hapsolmak
  • Evladı okula kayıt ettirdim. (yanlış)
  •  Evladı okul kaydettirdim. (doğru)

c. Bazı sözcüklerde ise yapım eki alırken meşhur düşmesi olabilir.

oyun-a → oynamak      kavur-ul→ kavrulmakuyu-ku → uyku        çevir-e → çevre        devir-im → devrim

5. Meşhur Türemesi

Sözcüklere “-cik” getirdiğinde yada bazı sözcükler pekiştirilirken ünlülerle ilgili ses vakalarından  meşhur türemesi meydana meydana gelir.

dar-a-cık      genç-e-cik       bir-i-cik      azca-c-ık        gül-ü-cük         sap-a-sağlam           yap-a-yalnız

6. Meşhur Daralması

“-e,-a” meşhur harfleriyle biten eylemlere “-yor” eki getirilmiş olduğu süre bu eylemlerde ünlülerle ilgili ses vakalarından  meşhur daralması meydana gelir. (fiil(-e,-a)+ -yor→ -ı,-i,-u-ü)

başla-yor→ başlıyor        sula-yor→ suluyorizle-yor→ izliyor

Olumsuzluk eki “-me, -ma” dan sonrasında “-yor” eki gelirse eylemde devamlı daralma olur.gel-me-yor→  gelmiyor         ver-me-yor→  vermiyor        bak-ma-yor→  bakmıyor

“-de ve -ye” eylemleri “-yor” eki almadan da daralabilir.

diyecek→ de         yiyecek→ ye         diyen→ de

7. Meşhur Değişmesi

“Ben” ve “sen” zamirlerine getirilen “-e,-a” yönelme hal eki ile bu sözcüklerin kökündeki ünlüleri değişmiş olur.

Ben-a→ bana           Sen-a→ sana

Kpss genel kabiliyet Türkçe dersi Ünlülerle İlgili Ses Vakaları  mevzusuna ilişik büyük ve ufak meşhur uyumu, ulama, meşhur düşmesi, meşhur türemesi, meşhur daralması ve meşhur değişmesi başlıklarını işledik.

KPSS Paragraf – Ana Düşünce – Paragraf Yapısı

KPSS Paragraf – Ana Düşünce – Paragraf Yapısı

Paragraf mevzusu Kpss Türkçe sorularının ortalama %40’ını oluşturmaktadır. Oldukça yüksek olan bu istatistik normal olarak kpss açısından Türkçe paragrafta anlam sorularının ne aşama mühim bulunduğunu göstermektedir. Sabır isteyen bir mevzu olan paragrafta anlam mevzusu genel anlamda işyar adaylarını soruların uzun olması, sanat, sanatçı, öykü ya da roman benzer biçimde yazınsal terimlerin bolca olması açısından sıkıntıya sokmaktadır. Bunun için yapılacak en mühim şey bol miktarda tecrübe etme imtihanı ve kontrol sorularını çözmek olacaktır. Kpss Türkçe paragrafta anlam sorularıyla ilgili her yıl averaj 13 sual sormaktadır. Önceki Türkçe mevzularında paragrafta ifade biçimleri, düşünceyi geliştirme yolları ve paragrafta ifade özelliklerine değinmiştik. Şimdi paragrafın mevzusu, ana düşüncesi ve yapısını irdeleyeceğiz.

Paragrafın Mevzusu

Kpss Türkçe dersinde yer edinen paragrafın mevzusu, bir paragrafta üstünde durulan vaka, görüş ya da durumu ifade eder.

”Bu parçada ne anlatılmaktadır?”, ”Bu parça neyin üstünde durmaktadır?”, ”Bu parçada hangisinde söz edilmektedir?” ve ”Bu parçada hangisinden yakınılmaktadır?” tarzında sorulan kpss soruları paragrafta anlam konusunu işaret etmektedir.
Mevzu çoğu zaman ilk cümlelerde belirir.

Paragrafta Ana Düşünce

Bir paragraf içinde yer edinen ana fikir vurgulanan düşüncedir. Yazarın paragrafı yazma amacı olan ana fikir paragrafın bununla birlikte iletisidir. Şu demek oluyor ki yazarın bizi ulaştırmak istediği sonuçtur.

Ana fikir cümlesi kati ve genel yargılıdır.

Bir paragrafta ana fikir yol gösterir ve ders verir niteliktedir.

Öğrencinin başarıya ulaşmasında ailesinin düzeni ve ilgisi fazlaca büyük bir etkendir.
Bir paragrafta ana fikir çoğu zaman son cümlededir.
Kpss genel beceri Türkçe sorularında, ”Anlatılmak istenen hangisidir?”, ”Hangisi vurgulanmıştır?” tarzında sorular ana fikir sorularını oluşturmaktadır.

Paragraf Yapısı

Bir paragraf yapı bakımından giriş, gelişme ve netice olmak suretiyle üçe ayrılmaktadır.

”Düşüncenin akışını bozan cümle hangisidir?”, ”Numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse anlam bütünlüğü sağlanır?”, ”Bu parça ikiye ayrılmak istenirse hangi cümleden itibaren ayrılmalıdır?”, ”Parçadan hangisi çıkarılamaz?” tarzında kpss soruları paragrafın yapısı ile ilgili sorulardır.
  • Giriş Cümlesi: İlk cümledir. Çoğu zaman mevzunun belirtildiği, kimi vakit da ana düşüncenin yer almış olduğu cümledir.
Kendisinden ilkin bir cümlenin varlığına işaret eden bağlaçlar yada sözcükler giriş cümlesinde yer almaz. ”Bu, böylece, sadece, mesela, oysa, görülüyor ki, ise, -de bağlacı” şeklinde bağlayıcı sözler giriş cümlesinde bulunmaz.
  • Gelişme Cümlesi: Mevzunun ayrıntılarına inilen, örneklerin verildiği, birden fazla olabilen, kendinden önceki ve sonraki cümleleri birbirine bağlayan paragrafın en geniş bölümünü oluşturur.
  • Netice Cümlesi: Son cümledir. Çoğu zaman mevzunun ana düşüncesinin yer almış olduğu cümledir. Paragrafın özeti niteliğindedir.
Bir paragrafın netice kısmında ”Özetlemek gerekirse, özetle, netice olarak, demek ki, bundan dolayı, nitekim…” şeklinde sözcükler vardır.

Paragrafta Başlık: Mevzuyu ve ana düşünceyi kapsayan en kısa sözdür. Başlık, bir paragrafta mevzu ve ana fikir arasındaki bağdır. Birkaç sözcüğü geçmeyen başlık hem de paragraf içinde en oldukça geçen sözcüklerden oluşur.

Kpss genel beceri Türkçe dersine ilişkin Paragrafta anlam mevzusu tamamlanmıştır. Bir sonraki kpss Türkçe mevzusunda Paragrafta Sual Tipleri ve Püf Noktaları ele alınacaktır.

KPSS Paragrafta Anlatım Özellikleri

Paragrafta ifade özellikleri kpss Türkçe paragrafta anlam mevzusu dahilindedir. Önceki mevzularda Paragrafta anlam mevzusuna dahil olan ifade biçimleri ve düşünceyi geliştirme yolları mevzularına değinmiştik. Bu mevzuda da paragrafta ifade özellikleri başlığını anlatacağız. Paragrafta ifade özellikleri, cümlede ifade özellikleriyle benzerlik göstermektedir. Cümlede ifade özellikleri cümle içinde anlatımı ifade ederken, paragrafta ifade özellikleri paragrafın geneline yayılmış olan ifade özellikleridir.

Paragrafta Analtım (Ifade) Özellikleri

Paragrafta ifade özellikleri kpss sorularına bakılarak 13 başlık halinde anlatılacaktır. Bunlar Açıklık, duruluk, yalınlık, akıcılık, özgünlük, yoğunluk, özlülük, doğallık, inandırıcılık, kalıcılık, etkileyicilik, tutarlılık ve evrenselliktir.

1) Açıklık: Duygu ve düşüncelerin hiçbir münakaşaya meydan vermeyecek halde tek bir yargının kolay bir halde belirtilmesidir.

Yazarın anlattığı şey hepimiz tarafınca doğru bir halde anlaşılmalıdır.

2) Duruluk: Kpss Türkçe paragraf sorularında sıkça karşılaştığımız duruluk, anlatımın her türlü çöplükten arınmış olmasıdır. Doğrusu gereksiz hiçbir kelimeye yer verilmemesidir. Fazladan sözcük kullanılmamasıdır.

3) Yalınlık: Yazarın anlatımının her türlü sanat içerikli süsten, yapmacık yada özentiden uzak olmasıdır.

4) Akıcılık (Sürükleyicilik): Yazının kolay okunabilmesi ve rahatsız eden kelimelerin kullanılmamasını ifade eder. Düşünceler kolay anlaşılabilir bir şekilde sıralanabilmelidir. Ses sanatları akıcılığın vazgeçilmeyen unsurlarından biridir.

Akıcılık var ise okunulan yazıdan zevk alınır.
Anlatımda kullanılan yabancı sözcükler akıcılığı bozar.

5) Özgünlük: Yazının benzerlerinden değişik olması ve yalnızca kendine özgü nitelikler taşımasını ifade eder.

6) Yoğunluk: Yazının düşünsel ve duygusal yönden zenginliğini ortaya koyar. Yoğunluk bir bakıma anlam derinliğidir.

7) Özlülük: Azca sözle oldukca şey anlatılmasını ifade eder.

Atasözleri ve deyimler özlülüğe haizdir.

8) Doğallık: Bir şeyin olduğu benzer biçimde anlatılmasıdır. Anlatılmak istenenler yapmacıklıktan uzak içten geldiği şeklinde anlatılır.

Kpss genel beceri Türkçe paragraf sorularında doğallık var ise, o anlatıma yazar kendine bir şey katmamış anlamına gelir. Vaka olduğu benzer biçimde anlatılmıştır.

9) İnandırıcılık: Yazarın, anlattığı şeye karşısındakini inandırmasıdır. Yazının akla yatkın ve gerçeğe uygun olmasını belirtmektedir.

10) Kalıcılık: Eserin yazıldığı çağı aşması durumudur. Gelecekte de kıymetini yitirmemesidir.

11) Etkileyicilik: Yazarın, okuyucu üstünde pozitif yönde bir tesir bırakmasıdır. Bir öteki deyişle yazılanları okurların beğenmesidir.

12) Evrensellik: Yazıda, insanların ortak duygu ve düşüncelerini yansıtabilen, tüm dünyaya seslenebilen anlatımı ifade eder.

13) Tutarlılık: Yazıda düşünsel ve duygusal çelişkilerin arınık olmasıdır.

Tutarlılık var ise yazarın mevzudan ayrılmaması gerekir.

Kpss genel beceri Türkçe dersine ilişik Paragrafta Ifade Özellikleri mevzusu tamamlanmıştır. Bir sonraki kpss Türkçe mevzusu Paragrafta Mevzu – Ana Fikir – Paragrafta Yapı olacaktır.